İSTAHED LOGO

Menü

Ara

AŞI MESELESİ VE HUKUK

image
yazar Recep KOÇ
17 Kasım 2015
Köşe Yazıları

Okunma Sayısı

1725

  Anayasa Mahkemesi, anne-baba rızası olmadan çocuğa zorunlu aşı yaptırılmasını Anayasa'ya aykırı buldu. AYM yetkilileri, zorunlu aşı konusunda yasal düzenleme yapılmadıkça rıza dışı aşı yapılamayacağını belirtti. AYM, çocuğa aile rızası olmadan aşı konusunda bir kanuni düzenleme bulunmadığı, temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği gerekçesiyle ihlal kararı verdi. Halbuki daha önce Yargıtay 2'nci Hukuk Dairesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Medeni Kanunu'na dayanarak, "Çocuğun üstün yararı" gerekçesiyle "Devlet, geçerli bir delil gösterilmedikçe, anne-baba rızası aramaksızın çocuğa zorunlu aşı yaptırabilir kararı vermişti. Bu iki karar arasında çelişki hepimizin dikkatini çekmiştir. Bebeklik ve çocukluk aşıları zorunlu olarak yapılmalı mı ? Yoksa, anne baba isteğine mi bırakılmalı? Daha birey bile olamamış çocuğun sağlık geleceği hakkındaki bu önemli karar ebeveynlerin inanış ve dünya görüşlerine göre mi verilmeliydi ?

  1930 tarihli Hıfzısıhha Kanunu bulaşıcı hastalıklarla mücadele ve önlenmesi konusunda 57.maddesinde 1930 yıllarındaki bulaşıcı ve salgın hastalıkların isimlerini saymış ve 72.maddede de bu maddeye atıfla 57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur: demiştir :

  1 - Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz'ı.

  2 - Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı.

  3-.......................

   Görüldüğü üzere Umumi Hıfzısıhha Kanunu  salgın ve bulaşıcı hastalıkların varolduğu zamanlarda geçerli olup, 1930 yılından beri bunun üzerine herhangi bir Kanun düzenlemesi yapılmamış, çıkarılan yönetmelikler ve yönergelerin hepside bu Kanuna dayanak yapılmıştır. Evet Anayasa Mahkemesi haklıdır. Şimdiye kadar 85 yıldır düzenleme yapmayı düşünemeyen bir Sağlık Bakanlığı varken ,Yüksek Mahkemeyi eleştirmek doğru değildir. AYM hukuksal olarak kararını vermiştir. Birey demiştir. Yasal düzenleme yoktur, Temel hak ve hürriyetler ancak Kanunla sınırlanır, Kişisel dokunulmazlık vardır demiştir. Haklıdır.

  Bizlerin bilimsel olarak bireyden çok, toplumsal yararı savunmamız gereklidir. Tartışma noktamız aşılar yararlı mı değil mi ? Kapitalist ülkelerin yeni bir saldırı silahı olarak mı görmeliyiz, yoksa bağışıklığımız için gerekli araçlar mı ?Geçmişi bir düşünelim: 1900'lü  yılların salgını Çiçeği hiçbirimiz görmedik. Yıllarca yaptığımız polio ve kızamık kampanyalarının sonuçları ortadadır. Vakaların kökü kazınmışken, aşı takviminin aksatılması ve göçmen dalgaları ile bu hastalıklar tekrar ortaya çıkmaya başlamıştır. Yeni mezun meslektaşlarımız tetanoz, difteri ve boğmacayı kitaplarda okumaktadırlar. İki doz kızamık aşısı yapılmadığı, tek doz nedeniyle ortaya çıkan SSPE için Sağlık Bakanlığının ödemek zorunda kaldığı tazminat daha yenidir. Bilimsel Bağışıklama Danışma Kurulumuzda kızamık ve SSPE ile ilgili açıklamasında, Çocukluk çağında görülen kızamık hastalığından korunmanın tek yolunun aşı olduğunu belirterek, aşılanmayan ve kızamık hastalığına yakalanan her 100 kızamık vakasından 1-3`ünün öldüğünü, hastalanan her 100 kişiden 6-20`sinde orta kulak iltihabı, ishal ve zatürree gibi rahatsızlıkların ortaya çıktığını , bin kızamık hastasından birinde beyin iltihabı geliştiğini ve hastalık geçirdikten sonraki 2-10 yıl içinde 100 bin vakadan birinde SSPE (Subakut Sklerozan Panensefalit) denilen beyin iltihabı geliştiğini belirterek,''Kızamık aşısı uygulamasının dünyada yaygınlaşmasından sonra kızamığın tüm komplikasyonları ve SSPE hastalığı görülme sıklığı hızla azalmaktadır'' açıklamasını yapmıştır.

  Son yıllarda bazı dini çevrelerin aşıların domuz serumunda üretildiği ve siyonist ülkelerin kısırlık projeleri safsataları, entel ve kültürlü kesimin ise aşı komplikasyonları ve doğal bağışıklık söylemleri ile karşı çıkışları ne yazık ki iki grubu aynı noktada bir araya getirmiş, aşı yapılmasına karşı tavır geliştirilmesine ve toplumda kuşkulara neden olmuştur.

 

  Yeni aşılarımızın birçoğu tekli aşı olup, içinde tiomersal bulunmamaktadır. Komplikasyonları yok denecek kadar azaltılmıştır. Burada tartışılacak olan hangi aşıların zorunlu, hangilerinin isteğe bağlı yapılacağıdır. Son teknoloji ile üretilen aşıların ülkemizde yapılmasını desteklemek yerine karşı çıkılmasını anlamakta zorlanmaktayız. Bu konudaki son kararı Bakanlıktan bağımsız bilimsel bir kurul vermelidir.

  Bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, ebeveynleri tarafından aşısı yaptırılmayan çocuk ve kişilerin bu hastalıklara yakalanmaları durumunda SGK masrafı karşılamamalı ve kişi tedavi ücretini cebinden ödemelidir. Bugün birey haklarını savunan Amerika ve Avrupa ülkeleri, eğitim ve çalışma için, oturum ve çalışma izini isteyen kişilerden aşı kartları istemektedirler. Aşı olduklarını ispatlayamayanlara aşı yaptırılmakta ya da gümrükten içeri alınmamaktadır.

  Yıllardır, Kanuni düzenlemeyi bile yapamayan ama Aile Hekimlerine negatif performansı koyan, aşılanacak bebek ve kişilerin peşinde koşturan zihniyete de ne demeli bilmiyorum ! Acaba diyorum AYM'nin bu kararı ile Sağlık Bakanlığı kendini tazminat davalarından mı kurtaracak ? Yorumu siz değerli Aile Hekimi meslektaşlarıma bırakıyorum !

 

Diğer Yazılar