İSTAHED LOGO

Menü

Ara

BİR ''EHLİYET RAPORU'' HİKAYESİ

image
yazar Kutbettin DEMİR
01 Mart 2016
Köşe Yazıları

Okunma Sayısı

5030

Bir vatandaşımız 2011 yılının Ocak ayında aile hekimine gider, Sürücü Belgesi için sağlık raporu talep eder. Muayenesi yapılır, B sınıfı sürücü belgesi almaya uygundur raporu verilir. Hasta kursu bitirir, sınavı geçer ama Sertifikasını sürücü belgesine çevirmez. Aradan 18 ay geçer, artık Ehliyetimi alayım diye düşünür, belgeleriyle Bağcılar Emniyet Müdürlüğü'ne başvurur. Bekler, beklerken sinirlenir polislerle tartışır. Polisler hoşlanmaz durumdan, aile hekiminden rapor almışsın ama Psikiyatrik bir problemin var senin deyip heyet raporu isterler, Eğitim Araştırma Hastanesi'ne gönderirler ilgili kişiyi. Sağlık kurulunun karşısına çıkar, Uzman hekimler muayene eder ve gözünde Miyopi olduğunu tespit ederek, ''gözlük veya lensle'' ibaresini ekleyerek B sınıfı sürücü belgesi alabilir raporu verirler. Kişi raporu polislere teslim eder, ehliyetini alır. Polisler aile hekimiyle Hastanenin verdiği raporlar arasında önemli! bir fark tespit etmiştir, aile hekimi göz hastalığı olmasına rağmen bunu raporunda belirtmemiştir. Sonuç olarak aile hekiminin gerçeğe aykırı rapor düzenlediğini düşünürler. Bunun üzerine resmi yazıyla durumu Eminyet Genel Müdürlüğü'ne bildirirler. EGM durumun incelenmesi için İstanbul Valiliği'ne yazı gönderir. Valilik resmi yazıyla İlçe Kaymakamlığı'na dosyayı iletir. Kaymakam da Savcılığa suç duyurusunda bulunmak ve soruşturma izni verebilmek için İl Halk Sağlığı Müdürlüğü'nden önincelemeci talep eder. Bir ilçenin Toplum Sağlığı Sorumlu Hekimi inceleme için görevlendirilir. Tsm Hekimi ilgili aile hekimin çağırır, aile hekimi işini yapması gereken bir saatte vekalet bırakıp ifade vermeye gider. İncelemeci doğal olarak mantıklı gerekçeler ve belgelerle Soruşturma İzni verilmesine gerek olmadığı yönünde kanaat belirtir. Dosya bir kere daha Kaymakamın önüne gider, inceleme raporunu umursamaz nasıl olsa Doktorlar birbirlerini tutmakta ve suçları hasıraltı etmektedir onun görüşüne göre. Soruşturma izni verir ve dosyayı savcılığa gönderir. Karar aile hekimine tebliğ edilir. Aile hekimi 10 günlük süre içinde Bölge İdare Mahkemesine avukatı aracılığıyla Soruşturma izninin iptali için itiraz dilekçesi verir. Bölge İdare Mahkemesi genelde yaptığı gibi itirazı reddeder, Savcılık ve Mahkeme karar versin der. Dosya bir kere daha Savcının inisiyatifindedir artık. Hekim ifadesi alınmak üzere Savcılığa davet edilir. Artık bu önemli durum için Savcı isterse Kamu Görevlisinin Gerçeğe Aykırı belge düzenlemesi suçunun karşılığı olarak 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açabilir. Hekime yine mesai saatinde görevini bırakıp gitmek düşer. Gider ifadesini verir, savcı dosyayı inceler, ''ilk rapordan sonra ikinci rapor verilene kadar 18 ay geçmiş göz hastalığı yeni olabilir'' gerekçesiyle Takipsizlik kararı verir. Polis memurlarının şikayetinin üzerinden 16 ay geçtikten, dosya 10'a yakın kurum arasında birkaç klasör boyutuna ulaştıktan sonra kapanmış olur. Peki 18 ay geçmemiş olsaydı, ya da atlanılan hastalık göz hastalığı değil de Sürücü Belgesi alınmasına engel ciddi bir hastalık olsaydı ne olurdu? Aile hekiminin başına neler gelebilirdi? Sahi sadece bir imzaydı değil mi bizden istenilen !!!

Diğer Yazılar