İSTAHED LOGO

Menü

Ara

Sağlıkçıların Güvenliği

image
yazar Serkan ÖZBAKIŞ
29 Temmuz 2015
Köşe Yazıları

Okunma Sayısı

1641

Ortalık yangın yeri. Her gün yeni ölüm haberleri geliyor. Ülkemiz gittikçe daha büyük bir şiddet sarmalına sürükleniyor. Bu tabloda kendi akıl sağlığımızı korumamız bile son derece zorken bir yandan da halkımızın sağlık hakkını eksiksiz alabilmesi için mücadele ediyoruz. Aslında bu hep böyleydi. Başka bir sürü sorun sağlık hakkı mücadelesinin üstünü örterken, insanlara sağlık hakkını ulaştırmak için çaba sarf eden biz sağlık çalışanları asıl görevimizi yapmak için uğraşıyorduk.
Savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğu açık. Sağlık hakkını sadece doktora gidip muayene olmak, laboratuvar ve görüntüleme işlemlerini yaptırıp ilacını almak olarak görsek bile bu böyledir. İnsanların sağlık hakkına ulaşımı savaş koşullarında daima zorlaşır. Ancak sadece bununla kalmaz. Barınma, temiz suya ulaşım, aşılama gibi çok önemli meseleleri etkiler savaş. Bunu, yaklaşık 4 yıldır yanı başımızda süren savaş sayesinde yakından biliyoruz. Bu saydıklarımız savaşın dolaylı etkileriydi. Fakat savaş, sağlık hizmetlerinin sunumunu sadece dolaylı biçimlerde aksatmaz. Bazen doğrudan da müdahale edebilir. Adının nasıl konulacağıyla ilgilenmiyoruz. Açık ya da örtülü, iki silahlı gücün birbiriyle çatışma halinde olduğu durumu savaş olarak kabul ediyoruz.
Seçim sonrasında başlayan çatışma süreci, artık sağlıkçıları da hedef alır duruma geldi. Bu, olabileceklerin en kötüsü. "Savaşta bile sağlıkçılara dokunulmaz" sözü, çok temel bir ahlaki yaklaşımı belirtiyor. Görevi insanları yaşatmak olan sağlık çalışanlarının hedef alınması kabul edilemez. Bunu kim, hangi gerekçeyle yaparsa yapsın makul bir açıklaması olamaz. Dün, iktidarın dolduruşuyla doktorun üzerine yürüyen magandalar insanlık karşısından ne kadar suçluysa bugün ambulansın yolunu kesip sağlıkçıları rehin alanlar da park halindeki ambulanslara ateş açanlar da o kadar suçludur. Dün, işlemeyen sağlık sistemi nedeniyle üzerimize yürüyen hasta yakınları ne kadar yanlış yapıyorduysa bugün yaşananların acısını sağlık çalışanlarından çıkartmaya çalışanlar da o kadar yanlış yapıyorlar.
Haberlerin ayrıntılarını paylaşmaya gerek yok. Ancak sağlık çalışanlarının hedef alındığı kimi olaylar basında yer almaya başladı. Bunların doğruluğuna dair bölgedeki doktor arkadaşlarımızdan bilgi alıyor, bölge tabip odalarının açıklamalarını yakından takip ediyoruz. Kimi zaman bu haberlerin kasıtlı olarak büyütüldüğünün ve manipülasyon aracı olarak kullanıldığının da farkındayız. Ama her ne olursa olsun sağlıkçıları hedef alan hiçbir eylem kabul edilemez.
Çünkü biz sağlık emekçileriyiz! İşimiz insanların sağlık haklarına ulaşmasını sağlamak. Bunun dışında bir görevimiz ve işimiz yok. Bizi her hangi bir çatışmanın içinde ya da tarafı gibi görmek/göstermek haksızlık olacaktır. Bize haksızlık yapılmasının bir önemi yok fakat bu tutum, insanların sağlık hakkına ulaşmasını zorlaştırır.
Konuya dair Afganistan'dan bir örnek vermek istiyorum. Amerika'nın coğrafyamızda yediği naneler malumunuz. Afganistan savaşı sırasında bazı Amerikan askerleri sağlıkçı kılığına girip evlerdeki direnişçileri tespit ederek öldürülmelerini sağladı. Bunun ardından Afganistan'da bir çok sağlıkçı öldürüldü. Dahası salgın hastalıklarda da artış görüldü.
Kıssadan hisse. 
Bu tablo, yaşanan çatışma sürecinde tüm tarafların ne yapmaması gerektiğini gösteriyor. Gezi direnişi sırasında amacı dışında kullanılan ambulans haberleri gelmişti. Devletin bu tür şeylerden kesinlikle uzak durması, bizi hedefe koyacak şeyleri aklından bile geçirmemesi gerekiyor. 
Bunu, saldıranları mazur göstermek için yazmıyorum. Sadece, herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini vurgulamak için yazıyorum. Çünkü bizim görevimiz sağlık hizmeti sunmak ve buna verilen zarar hepimize veriliyor. Herkesi daha sorumlu davranmaya davet etmek dışında elimizden maalesef bir şey gelmiyor.
Yine de daha iyi günlerin geleceğine olan inancımızla ve bir doktor abimize, Behçet Aysan'a selamla bitirelim bu sıkıntılı yazıyı: Biliriz yarın diye bir şey var!

Diğer Yazılar