İSTAHED LOGO

Menü

Ara

SÜRÜCÜ RAPORLARINDA YENİ DÖNEM VE AİLE HEKİMLİĞİ

image
yazar Recep KOÇ
23 Şubat 2016
Köşe Yazıları

Okunma Sayısı

2657

23 milyon ehliyetin, beş yıl içinde yenileneceği kesinleştikten sonra, yönetmelik değişikliği yapılarak sürücü raporları için aranacak sağlık şartları ve formatı değiştirilmiştir. Gözden, kemik hastalıklarına, diabetten, epilepsiye, kas hastalıklarından, kalp hastalıklarına, alkol ve uyuşturucu kullanımına kadar daha birçok hastalıklar ile ilgili bulgular için sınır konmuştur. Araya bir de IQ seviyesini sıkıştırmışlardır. Bu kadar ayrıntılı hastalıkları, Aile sağlığı Merkezlerinde ne teşhis koyma ne de belirleme şansımız var. Sağlık Bakanlığı açıklamasında "kişide uzmanlık gerektirecek bir sağlık probleminin tespit edilmesi durumu" demiş. Zaten sorun da burada. Kişinin kullandığı ilaçları ve raporlarını, hasta programlarımızda görsek, hastanın fizik muayenesini yapsak bile; ne görme alanını, gece körlüğünü, ne koroner tıkanmalarını, diabete bağlı hipoglisemi belirtilerini ne de uyuşturucu kullandığını anlayacak olanaklara ve öngörüye sahibiz. Altına imzayı attığımız zaman, sorumluluğu da üstlenmiş oluyoruz. Alınacak beyan formları kişiyi bağlamakla beraber, hekimi mapraktisten koruyamamaktadır. Hoş, uzman arkadaşlarımız yeni yönetmeliği bilmedikleri için araştırmadan imzayı basıyorlar ama. Bakanlığımız yönetmelik çıktıktan sonra, karışıklık karşısında 08.01.2016 tarihli çok acele bir açıklama yayınlamış, işler yoluna girmeyip, ortalık daha çok karışınca 10.02.2016 tarihinde ikinci bir açıklama daha yayınlama ihtiyacı hissetmiştir. İki açıklama da gerçeklerden uzak, günü kurtarmaya, vatandaşın mağduriyetini ortadan kaldırarak, aile hekimlerine sorumluluk yükleyen bir anlayışın eserini yansıtmaktadır.

Kamu Hastanelerinden verilen Sağlık Kurulu raporları, İstanbul Emniyeti tarafından kabul edilmemiş, sürücüler aile hekimlerine geri gönderilmiştir. Fakat ilginç olan Sağlık Kurulundaki 5-6 uzmanın muayenesi ve imzaları değil, bir aile hekiminin imzasının geçerli kabul edilmesidir. Yeni durumu lehine çevirmeye çalışan Kamu Hastaneleri bunu döner sermaye kaynağı olarak görmekte, Özeller ise biz veriyoruz diye pankartlar asmaktadır. Üzüntü veren, imza atan meslektaşlarımızın çoğunun yönetmeliği bilmemeleri ve kendilerine nasıl bir sorumluluk yüklendiğinin farkına varamamalarıdır.

Başka bir nokta da vermediğimiz, sevk ettiğimiz kişiyi hasta programlarımızdan takip edemeyişimiz. Bizim şerh koyduğumuz veya sevk yaptığımız kişi, bir başka aile hekiminden, hastanelerden veya özel kurumlardan çok rahat raporlarını alabilmeleridir. Kayıtlı olduğu kendi aile hekiminden alması yönünde hiçbir zorunluluk bulunmamaktadır. Yine aynı şekilde kişinin geçmiş hastalıkları, raporları ve ilaçları bir süre sonra programlarımızdan silinmektedir. Kişi özel muayene ve kurumlarda SGK dışı muayene oluyor ve ilaçlarını ücretli alıyorsa bunu da takip etme olanağımız yoktur. Kişinin sürücü raporu için yaptırdığı bütün muayene sonuçları, olumlu veya olumsuz mutlaka merkezi bir bilgi ağında depolanmalıdır. Bakanlığımız tarafından nedense yıllardır Ulusal bir veri bankası oluşturulamamış, bunun yerine kişinin özel hayatının gizliliği hiçe sayılarak, Anayasa Mahkemesi tarafından da iptal edilen yasa ve yönetmelik maddeleri sayesinde hastalarımızın teşhis ve tedavi bilgileri satılmıştır.

Yeni Yönetmeliğe uygun olarak hastalıklara ait muayeneler yapılacak ve buna göre sürücüler sınıflandırılacaksa, her isteyene ağır vasıta ve ticari ehliyet verilmemelidir. Ama bu yük ve sorumluluk, hele hele ücretsiz diyerek aile hekimlerine de yüklenmemelidir. Belirli hastanelerde kurulacak ücretsiz sağlık kurulları ile bu muayeneler istenildiği şekilde yapılabilir. Kişinin muayene ücreti SGK kapsamı içine alınırsa sorunun büyük bölümü de ortadan kalkacaktır. Hiç olmazsa bunu ikinci grup, ağır vasıta ve ticari araç kullanacaklara uygulayalım.

Sevdiklerimizi ve Seveceklerimizi riske atmayalım.

Diğer Yazılar