İSTAHED LOGO

Menü

Ara

Tüm Tahlilleri Yaptırmak İstiyorum

image
yazar Emrah Kırımlı
27 Kasım 2013
Köşe Yazıları

Okunma Sayısı

7234

Bu sözü çok duyduğunuza eminim. Ben de nadir olmayarak duyuyorum. Falcılığın, tedavi için muskanın, okumanın üflemenin bu kadar yaygın olduğu bir toplumda, "ver tahlili, gör halini" beklentisi olması çok doğal. Henüz bu konuda bir sorgulamaya giremedim, sakal da olunca hastalar sonra okuyup üflüyor ondan soruyor diyecek, biraz daha tanıyalım birbirimizi, güvenimiz pekişsin belki sorarım.

 

Geçen perşembe yine geldi böyle bir hasta. 3 arkadaşıma anlattım hikayeyi ama dayanamadım yazmasam olmuyor (buna ayrıca döneceğim müsaadeniz ile). Masanın köşesine ilişti ve konuyu da fazla uzatmayalım diyerek doğrudan topa girdi 

 

"yüzüm, ellerim ve dahi her yerim şişti, tüm tahlillerime bakmak istiyorum" ..... Bakalım ... %#}?xQ.... Bakalım

 

Şimdi bile derin bir nefes alıp offf diyorum. İşte o derin nefes alıp verme anında hekimlik anları bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Ona siz değil ben karar veririm ifadesi yüzüme yerleşti, vazgeçtim ne gereceğim kendimi iste gitsin "tüm tahlilleri" hasta da gitsin senin sinirin de. Kızacaksın da ne olacak sanki?..... Yanılmıyorsam bu tur istekler yüzünden hastaları ile papaz olup ses yükseltenler de sinirlerini harap edenler de var aramızda, yalnız değilim ama bugün neme gerek diyorum. İşte gitsin hasta da dert de gitsin. Ama yapamadım çünkü bu günün ikinci hastası idi.

 

Perşembe günü biraz karmaşık bir gündü, durdum durdum uzaktan eğitimle üniversite okumaya karar verdim. Karar güzel ama vizeler var ve gecen hafta vizelere girmem lazım. iki ayrı randevum ve bir de misafirlik var. Hepsi ayni gün. Tüm bu trafik ise İstanbul'un apayrı köşelerinde gerçeklesek güne acaba hangisini yetiştiremeyeceğim endişesi ile başlamışım. Kafam atik ilk hasta da geldi, ... yetişmem lazım da ilk sırayı aldım da kem de kum de ve elimde bir reçete... Sanırım ben de "açık büfe" hekimim, verin dedim reçete mi yazılacak, neymiş bakayım. "Atarax" sürekli gittiği dermatolog özelde ve muhtemelen devletin %200 katkı payını hazmetmek zor geldi, hani SGK' nın karşıladığı muayene bu şekildeyse ilaç nasıldır diye korkarak bari bunu "sağlık ocağında yazdırayım" ay sonu kiraya para kalsın derdinde. Sordum sorun nedir, işte kaşınıyorum, başım ağrıyor, gerginim. Uykunuz nasıl, çok yorgun olursam 3-4 saat uyuyorum diyor. Neden öyle az uykunuz var işte bir şeyler evde okulda sorunlar falan. Dermatoloğunuz söylemiştir sizce bu kaşıntılar sıkıntıdan olabilir mi?.... mır mır ve  hım hım (duymuyorum sanırım) Boğazım da ağrıyor diyor. Sigara içiyor musunuz diye soruyorum -hııı der gibi oluyor. Uzun uzun sigarayı bırakın diyorum. Sonra başınızın neresi ağrıyor, enseniz ağrıyor demek. Bakalım tansiyona. Aaaa sürpriz yükseklerden başlıyor tıkırdamaya..
-İçiyor musunuz ilaçları...

-yok bıraktım 3 aydır.

-Neden bıraktınız?

-Düştüm omzum çok ağrıdı onun ilaçlarını içerken başka ilaç içmedim.

-Eee bravo yani diyorum.

Biraz ilaç uyumu, düşmenin tansiyondan olabileceği konuşması falan filan. Sigara tansiyonu da yükseltir cart curt kesiyorum ahkamı sağdan soldan. Sonra giderken bilgisayara bakıyorum sigara: hic kullanmamış. Öyle yazmışım. Ne zaman başladınız diyorum, neye diyor, sigara diyorum içmiyorum ki diyor. Ama ve fakat yani diyorum. Sabahın kendime siniri ile süper başlamışım. Alttan almıyorum haliyle bravo sakin içmeyin boğazınıza ballı süt iyi gelir ama lütfen ilaçlarınızı düzgün kullanın diye yolcularken yuh çekiyorum kendime.

 

İlk hastada böylesine sağlam çuvalladığım için tüm tahlilleri istiyorum diyene bir şey diyemiyorum, ya da demediğimi sanıyorum. Bu sefer tedbirliyim önce bilgisayar. E03: Hipotiroidizm tanısı... Tiroid ilaçlari... guatr ilaçlarını içiyor musunuz diyorum. Yok diyor 1,5 aydır bıraktım. Freddy is back. Göz temasını kızarken kuruyorum muhtemel. Ya hu niye? e ondan şişmistir her yerin diyorum. Tanılarda HT'de var tansiyon ilaçlarını içtin mi diyorum? Evet diyor. Bilmiyor ki makas parmaklarım açılmış ve SGK kayıtlarına zaten bakmışım o ilaçlar da gecen ay bitmiş. Ama bitmiş görünüyor diyorum hani içiyordun...... Kızdım diye niye yalan söylüyorsun diye son bir sallıyorum. Bıçağı bir de çevireyim diyorum iyice kanasın. Siz bir ayda buraya kaç kere geldiniz neden söylemiyorsunuz ilaç içmediğiniz diyorum.. tüm tahlilleri isteyen hali geri geliyor, bir de e be doktorcuğum bir aydır senin aklın neredeydi niye sormadın diyen freddy is back. Mahcup. Bu sefer karşılıklı offf çekiyoruz ve ben neyse ki henüz freddy'yi geri gönderebilir haldeyim, sonuçta beni de biçecek namussuz. Tamam diyorum kusura bakmayın ben de önce sorsaydım iyiydi, kızmıyorum ama siz de niye böyle yapıyorsunuz? Kendinize zarar. Amannn! diyor ölümden ötesi mi var?... 

 

Kemal Kuşcu'nun bir kronik hastalıklarda ilaç uyumu çalışması vardı, belki biliyorsunuzdur, keşke size de dinlettirebilsem o çalışmayı. Belki Marmaralılar dinlemiştir. Ölümden ötesi mi var? Bir uzaklaştırmadır demişti sorunu ve hekimi çaresiz bırakmak için söylenen bir kaçış. Diyorum bu kaçış, o dediğiniz gibi olmuyor, yapmayın böyle. Duruyor. ne oldu neden kestiniz ilaçları diyorum. Gözleri doluyor, peçete hazır böyle durumlarda veriyorum.

 

Eee diyorum.. tansiyonu ölçüyor musunuz nasıl gidiyor. Bakamıyorum diyor. Tansiyon aleti varmış ama bozulmuş. Bir akşam bu yavaş ölçüyor gibi bir şey demiş gecen ay. Tüm tahlilleri istiyorum diyen dil becerisi ile. Gelini de tansiyon aleti aldık kötü mu ettik demiş. Lafı yiyince, fırlatmış atmış tansiyon aletini bir duvara, ilaçları ise öbür duvara. 1,5 ay sonra her yeri şişmis hali ile. Şimdi ayrıca kederden ağlıyor da. Tamam diyorum filmi biraz geri sarmaya çalışarak. Tüm tahlillerinize bakalım. Siz de ilaçlarınızı düzgün kullanın. Tansiyonu da gelin burada bakalım, üzmeyin kendinizi. Çoğu zaman bu dil becerisi ile karşı karşıyayız ASM'de. Bir dertleri var anlatamıyorlar, biz de sormayı bilmiyoruz, dil ortak sonuçta. Üzerine kendi dertlerimiz de binince kavga kaçınılmaz oluyor. Çoğu arbede hasta hekim tartışması bu dil nedeniyle oluyor belki kim bilir? Sonra o arbedeler birikiyor birbirinden nefret eden hastalar ve hekimler geliyor kanlı bıçaklı oluyoruz. 

 

Aile hekimliği disiplini adına tartışmalı geçen bir ayın ardından, kavgalar ve streslerle geçirdiğim, bir ayın ardından fevkalede şahsi bir gözlem oldu bu perşembenin 1 ve 2 nolu hastaları. Paylaşmak istedim, yazmasam olmuyor. Kendimi iyi hissetmek, iyi bir şey yaptığımı hissetmek, kendimi önemli görmek için. Ama daha önemlisi size yaptığınız işin aile hekimliğinin ne kadar önemli olduğunu, sizin ne kadar önemli ve kıymetli olduğunuzu söylemenin başka bir yolunu bilmiyorum. Diğerleri yalan geliyor, artık bu yazı ne kadar samimi ise öyle kabul edin ancak bunu söyleyebiliyorum. Çok kıymetli bir iş yapıyoruz, hastalarımız biliyor, biz biliyoruz, ben biliyorum. Hepinizin benden çok daha iyi hikayeleri var eminim. Hepinize çiçekler geliyor, bugün Kocaeli'den bir arkadaş yazdı, bir hastası hediye getirmiş, bir diğeri ise boya ile çıkagelmiş odanı boyayayım diye (OKB'sini tedavi etmesi lazım olabilir ama sorgulamak lazım ama belki gerçekten iyilik ile gelmiştir).

 

Bir metropolde bir insanın aile hekimi olması, doktora mı gideyim diyebileceği gerçek bir hekimi olması paha biçilemez. Galiba muayenehanecilikte vardı onu da insani olan herşeyi kesen zihniyet budadı. Ama bunlar acilde yok, bunlar hastanede çok az. Bu anlar hayatta çok çok az.  Bu kıymetli birinci basamağa sahip çıkmamız gerekiyor. Bizden başka kimse birinci basamağı ve hastalarımızı savunamaz. Bu nedenle tüm bu uzun mektubu galiba aşağıdaki son cümle için yazdım.

 

4 Aralıkta 2013 saat 11.00'de Zeytinburnu'nda olman gerekiyor. Acilde değil. ASM'de değil. Önceden hastalarınıza haber vermeyi unutmayın.

 

Emrah KIRIMLI

 

http://www.istahed.org.tr/haber.php?id=469

 

 

Diğer Yazılar