İSTAHED LOGO

Menü

Ara

Yeni Torba Yasa ve Aile Hekimliği Sistemi

image

Okunma Sayısı

6631

Yeni Torba Yasa ve Aile Hekimliği Sistemi

Değerli meslektaşlarım Kamuda yöneticilik yapmış arkadaşlarımda kabul edecektir ki böyle bir pratikten geçenlerin alışkanlıklarından biri de resmi gazeteyi takip etmektir. Sağlıkla ilgili bir kanun, yönetmelik veya tebliğ gördüğümüzde bunu gözden geçirmek, en azından işini iyi ve güncel yapmak adına, önemlidir. Son yıllarda ne yazık ki torba yasa diye bir kavram yerleşti Meclisimize. Hiç alakası olmadığını düşündüğünüz bir yasanın içersinde bir madde geçiyor Meclisimizden ve bu madde çok önemli bir takım değişiklikleri getiriveriyor. Ve bu değişiklikler bazen tüm bir meslek grubunun yaşantısını değiştirecek kadar da önemli olabiliyor.

Yüce Meclisten 3 Ocak 2014 günü geçen Torba Yasa da böyle özelliklerde bir yasadır. Bu yasa ile 1. Basamak Sağlık Hizmetlerinden 3. Basamak Sağlık Hizmetlerine, Kamu Sektöründen Özel Sektöre, İşçi sağlığından ilk yardıma kısaca askerinden! profesörüne sağlık sektöründe çalışan ve yeni tanımlamalarla çalışacak olan  herkesin hayatını direkt etkileyecek kanun maddeleri bir günde geçti.

Kanunla sağlık hizmetlerinin diğer alanlarında getirilen değişikliklerin etkileri hakkındaki yorumları ilgili alanlarda çalışan meslektaşlarıma bırakarak Aile Hekimliği Sistemini ilgilendiren kısımları hakkında birkaç söz söylemek istiyorum izniniz olursa.

Ebe, hemşire arkadaşlarımızın hakkında yapılan düzenlemelerle, yardımcı ebe hemşire ünvanlı yeni bir meslek grubu oluşturuldu. Hepinizin bildiği gibi, bu sene nasıl olduysa bir anda her yerde açılıveren, özel sağlık meslek liselerine alınan binlerce gencimizin getirilen istisna ile ebe ve hemşire unvanını kullanabileceklerini söyleyelim önce. Bu gençler açısından kazanılmış bir hak gibi dursa da "yeterince eğitim alacaklar mı?" "4 sene sonra sağlık açısından nasıl bir etki yaratacaklar?" sorularını da sormadan geçmek zor.  Daha başka düzenlemelerde var ancak bu konularda eminim benden daha yetkin arkadaşlar varsa sakıncalarını ya da güzelliklerini söyleyecektirler.

Torba yasanın 10. Maddesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek33. Maddesine bir cümle eklenerek ;

   "yoğun bakım, acil servis ve 112 acil sağlık hizmetlerinde tutulan söz konusu nöbetler için yüzde elli oranında artırımlı ödenir"

denilmekte dir. Burada bizlere tutturulacak nöbet ücretleri ile ilgili bir iyileştirme yapılmakta, tabir yerinde ise ağzımıza bir parmak bal çalınmaktadır. Ancak ilgili madde esasen nöbet izni verilmeyen durumlar için yapılacak ücretlendirmeyi göstermekte olup -%50 ücret artırımı havucunun- öteki ucunda olan şey, nöbet tuttuktan sonra asla izin kullanamayacak olmamızdır. Yani paşa paşa nöbet sonrası mesaiye devam edeceksiniz demektir. Yoğun bir nöbet sonrası yoğun bir çalışma ortamında işlerin nasıl yürüyeceği, düşünülmediğine göre; Bakanlık aile hekimliğinde çalışanların yeterince! yorulmadığından emin görünmektedir.

 

İkinci değişiklik ilgili kanunun 21. Maddesinde. Burada da 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatların İcrasına Dair Kanunun 12. Maddesinde yapılan değişiklik ve eklemelerle

   "Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve yöneticilik görevi bulunmayan tabipler ile aile hekimleri, kurum ve kuruluşlarındaki çalışma saatleri dışında ve kurumlarının izniyle aylık otuz saati geçmemek üzere işyeri hekimliği yapabilir." ve "Tabipler, işyeri hekimliği eğitimi alma ve işyeri hekimliği belgesine sahip olma şartı aranmaksızın 10'dan az işçi çalıştıran az tehlikeli işyerlerinin işyeri hekimliği görevini yapabilirler."

 denmektedir. Bu da geçim sıkıntısı çeken meslektaşlarımız için ilk kez açılan bir gelir kapısı gibi görülmektedir. Bildiğiniz gibi aile hekimliği kanununda her ne isimle olursa olsun başka bir işte fiilen çalışarak ek gelir elde etmek sözleşmenin feshi ile sonuçlanırken şimdi ağzımıza bir parmak bal daha çalınmaktadır. Ancak gene ufak tefek birkaç kelime işleri karıştırmaya yetiyor ne yazık ki. Daha önce işyeri hekimliği yapan arkadaşlar hatırlayacaktır; işyeri hekimliği yapmak istediğinizde kurumunuzdan izin alırdınız ve mesai saatleri içinde belli bir zaman izin kullanır bunun karşılığında da maaşınızdan bir kesinti yapılırdı. Artık kamu dışında serbest çalışma yasaklandığından ayrıca maddede açık açık "çalışma saatleri dışında" dendiğinden öyle bir şansınız yok. Bu durumda, saat 17 den sonra, hiçbir işyeri kolay kolay işyeri hekimliği sözleşmesi imzalamayacağına göre; hazır maaşımızda biraz daha düşüp gelir sıkıntısı yaşıyorken, şu Bakanlığımızın bir türlü oturtamadığı esnek mesaiye geçiverin artık. Kazan kazan yani win-win hem siz hem Bakanlık. Bu arada nöbetinizi de esnek mesainize uydurmayı unutmayın. Ayrıca meslek kuruluşumuzla (tabip odaları) Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında sürtüşme konusu olan sertifika şartını da kaldırarak bir gol daha atıyoruz ki  nediyelim zaten hepimiz iş yeri ve işçi sağlığı konusunda her türlü bilgiye sahibiz. 10 işçiden az işçi çalıştıran iş yerlerinde de sağlık bu bilgiyle korunur. Ama bir işçinin başına bir şey geldiğinde yangından en son kurtarılacak, hatta ve hatta ilk önce yakılacak kişinin de siz olacağını unutmayın. Sigorta poliçelerinizi yeniden düzenlemekte fayda var.

 

Getirilen 3. değişiklik 27. Madde de burada da yine 1219 sayılı kanunun geçici 9. Maddesine şu ibare ekleniyor.

"Eğitime başladıkları tarihte çalıştıkları aile hekimliği birimini en az üç yıl değiştirmemek şartıyla bu maddeye göre uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayanlar, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 3 üncü maddesi uyarınca yapmakla yükümlü oldukları Devlet hizmetini ifa etmiş sayılırlar."

Gerçekten Bakanlığımıza teşekkür edebileceğimiz tek madde sanırım bu. Böylece Aile Hekimi Uzmanı olduktan sonra birde yer değiştirmek için hep beraber tüm Türkiye yi dolaşmayacağız. Gerçi bu maddeyi geçirmeselerdi yaklaşık 20000 doktorun karşılıklı mecburi hizmetlerini nasıl başaracaklardı onu da sormadan edemiyor insan ama olsun gerekli bir kanuni düzenlemeydi; iyi yaptılar. Ancak bu maddede ki  ayrıntıya dikkatinizi çekmek istiyorum. Biz hepimiz (halen Aile Hekimi Uzmanı olan arkadaşlarımız hariç) şu anda uzmanlık eğitimi alıyoruz. Yani Aile Hekimliği Asistan Hekimleriyiz. Bunu unutmayalım bir sonraki maddeyi tartışırken ihtiyacımız olacak çünkü.

 

Gelelim en son ve hepimizi en fazla üzen 52. Madde ye.  5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun 3. Maddesi ne getirilen değişiklikler şöyle;

"Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında ayda asgari sekiz saat; ihtiyaç halinde ise bu sürenin üzerinde nöbet görevi verilir.Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödenir." 

İşte bence aile hekimliğinin Bakanlığımızın gözünde sonlandırıldığının ifadeleri bunlar. Bundan sonra Aile Hekimliğinin sonunun Sağlık Ocakları sisteminin sonuna doğru gideceği kaçınılmaz . 1960' lar da gerçekten iyi niyetlerle ve doğru stratejilerle başlanan Sağlık Ocağı sisteminden de 1980' ler de böyle vaz geçilmişti. Sağlık ocaklarında görev yapan pratisyen hekimler her yerde kullanılabilir eleman haline getirilerek ve çalışma ekibinden  soyutlanarak. Daha az maaş, 2. Basamak hekimliğine özendirme, kötüleme ve karalamalar. En sonunda pratisyen hekimlerin 1. Basamak sağlık hizmetlerinden soğuyarak ve yabancılaşarak geçirdikleri süreç.

 

 Maddede yazan "ihtiyaç halinde ise bu sürenin üzerinde" ibaresine dikkat çekmek bile istemiyorum. Sayın Bakanımızın " çok ağladılar nöbeti 8 saate indirdim" mealindeki sözlerinin ne kadar samimi olduğu bu ibareden anlaşılıyor zaten. Ama "Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde" ibaresine dikkat çekmekte fayda var çünkü burada bakanlığımızın değerli bürokratları çaktırmadan öyle bir gol atıyorlar ki evlere şenlik. Hani Sayın Bakanımız diyor ya "Acil nöbeti tutacaklar " diye alın size ek33. Maddede belirtilen "yerler" ;

 " Ek Madde 33 - (Değişik madde: 21/01/2010-5947 S.K./10.mad)

Yataklı tedavi kurumları, seyyar hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri ve 112 acil sağlık hizmetlerinde haftalık çalışma süresi dışında normal, acil veya branş nöbeti tutarak, bu nöbet karşılığında kurumunca izin kullanmasına müsaade edilmeyen memurlar ile sözleşmeli personele..."

Yani neymiş arkadaşlar kendi kurumunuz dışında her yerde ve her şekilde nöbet tutabilirsiniz artık, hayırlı olsun.. Üstelikte nöbet izni filan yok parasını devlet ödüyor zaten. Cumhuriyet Hükümetleri tarihinde hiçbir bakanlık bir meslek grubunun tamamına böylesine bir angarya getirmemişti sanırım. Niçin böyle düşündüğümü açıklayayım isterseniz. Biliyorsunuz Anayasamız vatandaşların çalışma şartlarını düzenlemiştir. İş kanunu da haftalık çalışma saatlerini belirler. Haftalık çalışma saatleri dışında çalışma, fazla mesai adı altında düzenlenir. Bu düzenleme de zorunluluk halleri öne çıkarılır ve belli bir grup için, kendi işi ile ilgili ve genele yayılmayan bir çalışma durumundan bahsedilir. Dolayısıyla bu güne kadar hiçbir kurum, çalışanına, kendi görevi dışında kalan bir işle ilgili ve bir meslek grubunun tamamına yayılan böyle bir zorunlu çalışma dayatmamıştır. Bunun anayasal tarifi ANGARYA dır.  

 

Size bir önceki maddeyi tartışırken bizler şu anda Aile Hekimliği Uzmanlığı Asistanlarıyız demiştim. Bu hukuksal olarak böyledir. 1219 sayılı kanunun Geçici9. Maddesi ile  Tıpta Uzmanlık için bir istisna getirilerek Aile Hekimliği Sisteminde fiilen çalışan tüm pratisyen hekimlere "uzaktan ve/veya kısmî zamanlı eğitim metotları da uygulanmak suretiyle" Aile Hekimi Uzman olma hakkı ve zorunluluğu getirmiştir. Yani Sayın Bakanımıza birilerinin söylendiği gibi biz şu anda Sağlık ocakları sistemindeki halimizle  "pratisyen hekim " olarak çalışmıyoruz. Hepimiz uzmanlık eğitimi de alıyoruz ve asistanız. Şimdi bu bilgininde ışığı altında, söylermisiniz; hangi uzmanlık branşının asistan hekimlerine kendi branşları dışında şu veya bu nöbeti tutmaları dayatılmaktadır? Bizim fizik tedavi veya İç hastalıkları yada radyoloji asistanlarından hukuki olarak ne farkımız vardır. Hele halen Aile Hekimi Uzmanı olan arkadaşlarımız ; resmen cildiye uzmanına git acil nöbeti tut demektir bu.

Ayrıca birde her ne kadar bu argümanı hiç kabul etmesek de Zorunlu Meslek Sigortası konusunda "bunlar kamu görevlisi değildir paralarının yarısını bizim ödememiz gerekmez" diyen aynı bakanlığın bürokratları değimlidir. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu bir durumdur söylermisiniz? Hem devlet memurluğundan ücretsiz izinli olacağız. Hem sizler 657 nin sözleşmeli personeli değilsiniz denecek. Hem uzmanlık eğitimi alıyor olacaksınız. Hem statünüz kamu görevlisi olmayacak. Hem de branşınız olmayan bir konuda size aylık zorunlu nöbet dayatılacak hem de en az  8 saat ve istisnasız.

 

Sayın Bakanlığımıza diğer bakanlıklara örnek olacak birkaç öneri yapalım bari. Mesela Adalet bakanlığı Avukatlara ayda 8 saat zorunlu savcılık görevi verebilir pekala. Ya da noterlere Hakimlik nöbeti. İlkokul öğretmenleri boş geçen edebiyat derslerine ya da tarih ya da yabancı dil her ne varsa pekala girebilir. İyide olur eğitim şart çünkü. Karakol polisleri hudut sahillerde nöbet tutsun ya da jandarmaya da yardım edebilirler, sonuçta güvenlik işi. Göz hekimi arkadaşlarımızı aile hekimliklerinde istiyoruz örneğin nede olsa bir sürü sürücü olur raporu askere elverişlilik raporu düzenliyoruz uzmanlık alanımız olmamasına rağmen.

 

Bir topluma sağlık bilincini yerleştiremez iseniz ne yapsanız boş. Körüklenen tüketim sarhoşluğu ile sağlık hizmetini de tüketmeye devam edecektir halkımız. Her çalışıp kolu ağrıdığında, bir kez öksürdüğünde, bir kez başı ağrıdığında  doktor hizmeti almayı çözüm gören insanlara doktor yetiştiremezsiniz. Hele de Avrupa'nın neredeyse en sonlarda olan "kişi başına düşen doktor" sayılarınızla. Otobanda emniyet şeridini kullanmayı uyanıklık olarak gören insanların acilde işimi hallederim mantığını böyle yenemezsiniz. Evet sağlık hizmeti tabiî ki ücretsiz olmalı. Her ihtiyacı olan yerinde ve yeterince sağlık hizmeti alabilmeli. Ama bunun karşılığında gelip aile hekimliklerine kaydını olmalı. Zorunlu olarak takiplerini yaptırmalı. Koruyucu sağlık hizmetlerinden kaçtığında hem kanunen hem mali olarak bunun ceremesini çekmeli. Acil bir durumu yokken ertesi gün aile hekimine gidecek kadar temel sağlık bilgisini verebilmeliyiz insanlarımıza. Telaşa kapılmadan sakince neler yapması gerektiğini bilmeliler. Buna rağmen emniyet şeridini keyfi kullanmak isteyenler, mali sonucuna katlanmalı bu eylemlerinin. O zaman ancak aciller, acil gibi hastane poliklinikleri, poliklinik gibi çalışmaya başlar. Bizde işimizi yapmanın huzuru içinde geleceğimizi planlarız. Tabi söz verildiği ve gelişmiş toplumlarda olduğu gibi bir aile hekiminin bakabileceği makul kayıtlı insan sayıları ile.

 

Sonuç olarak değerli meslektaşlarım tüm çekincelerimize rağmen onurlu bir meslek yaşamı, insani bir hayat, halkımıza verilecek hayati katkılar nedeniyle dört elle sarıldığımız sisteme ve branşımıza sahip çıkma günüdür. Eğer şimdi sesimizi çıkarmaz isek sonumuz ağabeylerimiz ablalarımızınkinden farklı olmayacak ve bizden sonra gelecek genç meslektaşlarımız gene 2. 3. Basamak hekimliğinden başka onurlu bir gelecek göremeyecek. Bugünden itibaren Twiterdan Sayın Cumhurbaşkanımıza sorunumuzu anlatmalı ve bu kanunu yeniden değerlendirilmek üzere meclise iade etmesini sağlamalıyız. Başaramıyorsak her platformda ve her zeminde ama özellikle hekimliğini yaptığımız ailelerimize bu yanlışı ve kendileri için gelişecek olumsuz geleceği anlatmalıyız. Sözün kısası susmamalıyız.

 

Dr. Göksel ARSLAN

34.30.028 Nolu Aile Hekimi

 

 

Diğer Yazılar