8 ŞUBAT’ TA ANKARA’DAYDIK

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA KARŞI UYGULANAN TERÖRE DUR DEMEK VE
SAĞLIK ÇALIŞANLARININ KAYBETTİKLERİ HAKLARA DİKKAT ÇEKMEK İÇİN
ANKARA’NIN AYAZINDAYDIK.
AHEF’in çağrısı ve yönetim kurulumuzun kararı ile 8 Şubat Cumartesi günü, sağlık iş kolunda örgütlü sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte Ankara Anıtpark’ta biz de İSTAHED olarak yerimizi aldık.
2010 yılında büyük umutlarla yola çıkmıştık, tüm ülke genelinde uygulanmaya başlanan aile hekimliği yolculuğumuza. O günden bu güne birinci basamak sağlık istatistiklerinde mucizelere imzalar attık. Attığımız bu imza bizzat sağlık otoritelerinin övünç kaynağı oldu. Her fırsatta tüm dünyada örnek olarak gösterildiğimizden bahsedildi. Ne var ki imzanın gerçek sahipleri için, sistemin emekçileri ve kahramanları olan aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları için durum hiç de umulduğu gibi olmadı, uygulamanın çalışanlar tarafındaki çekilmez hale gelen yüzü artık sessiz kalınamayacak kadar kendini göstermeye başladı.
Sistemden istifalar başladı, yeni birimler doldurulamaz oldu.
Zamanla mevzuatlarda yapılan değişikler, sağlık idarecilerinin kötü de olsa mevzuatı doğru uygulamaktan uzak tavırları, uygulamadaki eksiklikler, iller hatta ilçeler arasındaki uygulama farkları ve verilen hizmet karşılığı alınan ücretlerde meydana gelen reel düşüşler artık sistemin hizmet verenler ayağında ciddi aksamalara dolayısı ile uygulamayla oluşan memnuniyetin de azalmasına yol açtı.
Sistem hizmet verenler açısından sürdürülemez hale geldi.
Tüm bunların yanında terör boyutuna ulaşan sağlıkta şiddet, idarecisinden bankoda oturan sekretere kadar sağlık sektöründe çalışan her kesin korkulu rüyası oldu, sağlık kurumlarında çalışanlar kapıdan içeri giren her vatandaşı birazdan kendisine saldıracak mı endişesi ile karşılar hale geldi.
Sağlıkta şiddet faillerinin ciddi yaralama suçlarında bile savcılıkça salıverilmesi, suçu önlemekte yetersiz kalan hatta suçu teşvik eden ertelemeli paraya çevrilmeli cezalar konusundaki taleplere de kulaklar tıkandı. Vatandaş ile sağlık çalışanını karşı karşıya getiren mevzuat gittikçe güçlendi ve sağlık hizmeti vatandaşın sağlığına katkıdan çok, kurumların talep ettiği imzaların atılması için gelinen yerler oldu. Hiçbir bilimsel anlamı olmayan ve çalışanları büyük risklerin altına atan bu imzaları atmakta özenli davranmak bile sağlık çalışanına saldırmanın bahanesi oldu.
Sağlıkta şiddetin bu kadar sıradanlaşması, genele yayılması ve karşılıksız kalması ile canından bezmiş sağlık çalışanları, örgütleri aracılığı ile buna karşı alınması gereken önlemleri defalarca ilgililerine iletti. Ne var ki bu şiddete karşı etkili olacak hiçbir önleme imza atılmadı, taleplere kulaklar tıkandı.
İşte bu yüzden, yılın en soğuk günü olmasına, tüm yolların kar ve buzla kaplanmasına, Ankara’nın ayazına rağmen AHEF ‘in çağrısı karşılık buldu ve 8 Şubat’ta ülkenin her yerinden gelen sağlık çalışanları Anıtpark’ta, Büyük Ankara Mitinginde buluştu. İSTAHED ’de tüm Yönetim Kurulu ve üç otobüsü dolduran üyeleriyle, alanda taleplerini dile getiren döviz ve pankartlarıyla hazırdı.
Sabahın 04 ünde İstanbul dan başlayan, olumsuz hava ve yol koşullarına rağmen neşe içinde geçen yolculuğumuzun sonunda
Ankara’nın meşhur ayazında sıcacık miting alanına, önde ELAHED ve İSTAHED pankartlarımızla giriş yaptık.
Depremin oluşturduğu yaraları sarmaya devam ettiği için mitinge gelemeyen Elazığ’lı meslektaşlarımızın kalbinin bizimle olduğunu biliyorduk ve “YÜREKLER ELAZIĞ’DA, ELAHED ARAMIZDA” yazan pankartlarıyla fiziksel olarak da alanda olmalarını istemiştik. Hiç kimse geride kalmamalıydı. Hiç kimseyi arkamızda bırakmamalıydık.
Alanda taleplerimiz netti;
Etkin ve caydırıcı bir “Sağlıkta Şiddet Yasası” istiyorduk, sağlık magandasının aynı suçu ertesi gün işlemeye cesaret edememesini istiyorduk, şiddete sebep olan tüm mevzuatın elden geçirilmesini istiyorduk. Yıllar içinde yitirilen özlük haklarımızın geri verilmesini istiyorduk. Ücretli vekâletsiz izin hakkı istiyorduk. Yıpranma payımızın geriye yönelik de işlemesini ve insanca yaşayabileceğimiz düzeyde ücretlerin verilmesini istiyorduk.
Kısacası mesleğimizin saygınlığını geri istiyor, onurunu korumaya çalışıyorduk.
Daha önce ilgililerine defalarca ilettiğimiz, dosyalar kitapçıklarla anlattığımız, anketlerle destekleyerek gösterdiğimiz gerçeklere tıkanan kulakları, kapanan gözleri açmak için artık başka şeyler yapmak, şarkı dinlemek değil şarkı söylemeye başlamak lazımdı.
Artık sabır tükendi.
Yürüdüğümüz yolda engeller olacak elbet, engelsiz yolların bizi hiçbir yere götürmeyeceğini biliyoruz. Aklımızla, sabrımızla ve birlikteliğimize olan güvenimizle diyoruz ki;
Bizzat makamlarınıza gelerek dile getirdiğimiz talepleri alanlardan haykırmanın ve sonrasında da şimdiye dek yeterince hissettirmediğimiz gücümüzü hissettirmenin vakti geldi.
8 Şubat’ta alandaydık, bunca yıldır duymadığınız sesimizi, bir cumartesi mitingi ile de duymayacağınızı bile bile, bu mitingin sizi uyarmayacağını bile bile, bir başlangıç olarak ve birlikte alanlara inebilmenin coşkusunu sonraki eylemlere taşıyacağımızı göstermek adına alandaydık.
Soğuk Ankara hikâyesi, İSTAHED için böyle kabul edilerek İstanbul’da başladı, Anıtpark ta devam etti, miting bitti evlerimize döndük ama bu hikâye bitmedi.
Tıkalı Kulaklar açılana, Kapalı gözler görene kadar da bu hikâyeyi bitirmeyeceğiz.
Hayatımız tehlikede ve bizler bunun farkındayız. En kutsal olan hakkımızı, sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma ve yaşama hakkımızı istiyoruz.
Yaşam hakkımızı savunmak için birlikte alanlarda tek ses olduğumuz;
AHEF Üyesi Tüm İl Derneklerine, ASEF’ e TAHUD’ a,Türk Sağlık Sen’e , Genel Sağlık İş’e AHESEN’e, BDS’ye ve destekleyen illerin Tabip Odalarına da selam olsun.
Birlikte Kazanacağız.

 

PAYLAŞ