AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİMİZİ HASTALIK YAYMA MERKEZE HALİNE GETİRMEYELİM.

Aile Sağlığı Merkezleri ülkemizde, birinci basamak sağlık hizmetlerinin verildiği yerler olarak bilinmektedir. Buralarda her ne kadar esasen aşılama, izlem ve takip hizmetleri verilmesi amaçlansa da bizdeki durum biraz farklılaşmış olup, esas amacından uzak olarak yoğun şekilde poliklinik hizmeti de verilmektedir. Özellikle kronik hastalıkların, gebe, bebek ve çocukların izlemlerinin yapılması dışında verilen poliklinik hizmetlerinde hasta sayısı yer yer günlük 150 lileri bulmakta, poliklinik hizmetine oldukça yoğun bir mesai harcanmaktadır.
Ülkemiz coğrafyasında mevcut her aile sağlığı merkezinde, ortalama dört ya da beş hekim çalışmakta olup, yine bölgelere ve şartlara göre bu sayı 18 birime kadar çıkabilmektedir. Bir hekimin ortalama hasta sayısı ise ülke çapında 3200 lerde olup, bu rakam İstanbul’da 3800 lerdedir. Dolayısıyla bir aile sağlığı merkezinin misafir hastalarla birlikte toplam hasta sayısı 15 ile 60 bin arasında değişebilmektedir.
Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının yoğun görüldüğü kasım-mart aylarında, bu kadar nüfusa sahip aile sağlığı merkezlerinde ciddi kalabalıklar oluşabilmektedir. Bu kalabalık ortamlar, hastalıkların yayılması için de en uygun zemini hazırlamaktadır. Genel olarak uzmanlar, gerekmedikçe bu ortamlardan özellikle Kasım-mart ayları arasında virüslerin en çok dolaştığı dönemlerde uzak durulmasını öneriyor. Oysa Ülkemizde, sağlam okul çocukları her sene bu aylarda Okul sağlığı Hizmetleri adı altında yapılan taramalar için bu merkezlere gitmek zorunda kalmakta. Bu durumun özellikle bu yıl Corona virüs tehlikesi ile birlikte daha da büyük bir risk oluşturduğu,sağlam çocukların tarama protokolünün tekrar gözden geçirilmesinin, bilimsel bir plana oturtulmasının gerektiğini, ama en çok da bu yıla özel olarak bir süreliğine durdurulmasının uygun olduğunu düşünmekteyiz.
İSTAHED olarak diyoruz ki:
“Sağlık Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında 17.05.2019 tarihinde yapılan Okul Sağlığı Hizmetleri İşbirliği Protokolü gereği, tüm öğrenciler her sene periyodik izlem ve muayeneleri için aile hekimlerine başvurmaktadır, bu başvurular genellikle öğrencinin ve ailenin uygun olduğu bir zamanda, kayıtlı Aile Hekiminden alınan randevu ile yapılmaktadır. Her ne kadar yıl içinde her hangi bir zaman diliminde yapılması konusunda bir zorunluluk olmasa da, ülkemizin okul takvimi dikkate alındığında bu işlemler için aile hekimlerine başvuruların genellikle KASIM – MART ayları arasında yoğunlaştığı görülecektir. Bu yıl Çin de başlayıp, tüm dünyayı etkisi altına alan  Covid-19 başta olmak üzere diğer damlacık ve temas yolu ile bulaşan viral hastalıkların da özellikle KASIM – MART ayları arasında ülkemizde pik yaptığı dikkate alındığında,
1. Viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının hasta kişilerden sağlam kişilere genellikle toplanma alanlarından yayıldığı
2. Bu alanların başında sağlık kurumlarının geldiği
3. Sağlıklı çocukların bu dönemlerde mecbur kalınmadıkça bu gibi alanlara gönderilmesinin yayılmayı arttıracağı
4. Bu taramalar için yılın herhangi bir zamanının seçilmesinde bir beyis olmadığı
Dikkate alınırsa;
Ülkemizde görülmesi ve yayılması an meselesi olan Covid-19 ve diğer mevsimsel solunum yolu hastalıklarının olası temas yoluyla yayılmasına sebebiyet vermemek adına,
Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yapılan protokole dayalı olarak yürütülmekte olan bu taramaların, şimdilik ivedilikle durdurularak olası tehdidin bertaraf edilmesi sonrasında yine KASIM – MART ayları dışında planlanacak şekilde yapılması uygun olacaktır.”
önerisinde bulunarak Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı bu protokolü tekrar gözden geçirmeye davet ediyoruz .
İSTAHED Yönetim Kurulu

PAYLAŞ