AVUKATIMIZDAN DAMGA VERGİSİ DEĞERLENDİRMESİ

 

   DAMGA VERGİSİ SORUNU VE YASAL SÜREÇ

 

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun I
inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga
vergisine tabi olduğu belirtilmiştir.

Bu kanundaki kağıtlar terimi;  yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir
işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli
etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak
suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri
içermektedir.

Kanunun 3. Maddesinde de  damga vergisinin mükellefinin kâğıtları imza
edenler olduğu, resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kâğıtların
damga vergisinin kişiler tarafından ödeneceği düzenlenmiştir.

Yasanın bu maddesine göre, Aile Hekimleri’nin
yaptıkları sözleşmeler çerçevesinde mükellef olarak damga vergisi yükümlülüğü
doğmakta ve bu yükümlülük hakedişlerden (maaş, ücret) peşin olarak
kesilmektedir.

Ancak bu hüküm Aile Hekimleri
açısından artık geçersizdir. Zira
25.02.2011 tarih

ve 27857 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren 6111 sayılı “Bazı

Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık

Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun“un 83. maddesi ile 488 sayılı Damga

Vergisi Kanunu’nun Ek-2 sayılı tablosunda değişiklik yapılmıştır.

Kanunun 2 numaralı tablosunda Damga vergisinden muaf olan belgeler

belirtilmektedir. 6111 sayılı yasanın 83. Maddesindeki değişiklik ile istisna
sayılan

belgeler arasına Kamu kurum ve
kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatı ile döner

sermaye işletmelerinin
kadrolarında ve sözleşmeli personel pozisyonlarında

istihdam edilen sözleşmeli
personel ile yapılan hizmet sözleşmeleri.”
de

eklenmiştir.

Kısacası  sözleşmeli personel pozisyonunda istihdam
edilenlerin hizmet sözleşmeleri DAMGA VERGİSİNDEN MUAFTIR

Bu yasal değişiklik ve
açıklığa rağmen Aile Hekimlerinin Kurumla yaptıkları sözleşmelere istinaden
Hakedişlerden Damga vergisi kesintisine devam edildiği görülmektedir. Zira
idare bu değişikliğin Aile Hekimleri ve buradaki diğer personeli kapsamadığı
görüşündedir.

Bu uygulamanın hukuka
aykırı olduğunu düşünmekteyiz. Bu şekildeki bir uygulamaya maruz kalan
hekimlerin yasal yollara başvurması gerekmektedir.

Yasal süreç su
şekildedir. Damga vergisi kesintisinden haberdar olan hekim için iki yöntem
vardır. Öncelikle bu kesintiden haberdar olduğu günün( maaşının ödendiği gün ya
da bu husustaki herhangi bir tebligatın yapıldığı gün  )ertesi gününden başlamak üzere otuz günlük
süre içerisinde  maaş kesintisi yapan
kuruma itiraz dilekçesi ile başvurarak kesintinin kaldırılmasını isteyebilir.
İdari kurum bu dilekçeye altmış  gün
içinde cevap vermek zorundadır. İdare ret cevabı verirse bu cevabın hekime
tebliğinden itibaren  otuz gün içinde
kurumun bağlı bulunduğu bölgedeki Vergi Mahkemesine başvurarak kararın iptali
isteyen bir dava açılmalıdır.

Peki İdare altmış  gün içerisinde cevap vermezse ne olacaktır.
İlgili yasa hükmüne göre İdare tarafından altmış  gün içerisinde cevaplanmayan talepler
reddedilmiş sayılır. (İYUK md 10)

Bu durumda
altmışbirinci günden itibaren otuz günlük süre içerisinde Vergi Mahkemesine
başvurmak gerekecektir. Aksi halde kişilerin kendilerinden kesilen damga
vergisine karşı “şikayet” yolundan başka başvurabilecekleri yol kalmayacaktır.
ŞİKAYET ise vergi hesaplamalarındaki yanlışlıkların düzeltilmesi için
başvurulan bir yöntem olup sorunun çözümünde doğrudan etkili değildir.

Hekimler İdari kuruma
itiraz etmeden kesintinin yapıldığı tarihten itibaren otuz günlük süre
içerisinde doğrudan Vergi Mahkemesinde dava açmakta muhtardırlar.  

 

Av. HATİCE GÜLÜMSER
UĞURLU

İSTAHED AVUKATI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 





 

PAYLAŞ