COVİD-19 MÜCADELESİNDE İKİNCİ AŞAMA

Covid-19 Mücadelesinde İkinci Aşama
11 Mart 2020 de fiilen Ülkemize girdiği saptanmış olan corona virüs enfeksiyonu COVİD-2019 ile yapılan top yekün mücadelenin ikinci ayını doldururken 1 vaka teşhisi ile başladığımız yolculukta 140 bin vakaya ulaşmış bulunmaktayız. Bu mücadelede ülkemizdeki salgında 4000 e yakın vatandaşımızı kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşarken her ne kadar bir ay öncesine göre yarı sayıya inmiş olsa da oldukça yüksek rakamlarda yeni vakalarla karşılaşmakta olduğumuzu ve dünya çapında bir süre sıfır yeni vaka sonucuna ulaşmadan da tehlikenin bitmediği gerçeğini de gözden kaçırmamaya özen göstermeliyiz.
Ülkemizin salgınla mücadeledeki süregelen avantajları yanında alınan önlemlerin de etkisi ile benzer modellerine göre daha iyi durumda olduğu konusundaki görüşlere katılmakla birlikte, ekonomik, sosyal ve psikolojik faktörlerin de zorlaması ve mevcut durumun yorumlanmasındaki aşırı iyimserlik, teşhis edilen günlük yeni 1500 lerdeki vakanın gözden kaçmasına da yol açabilmekte, gevşeme tedbirlerinin “tedbirlerde gevşeme” olarak sahaya yansıdığını görmekteyiz.
Bu tür salgınlarla ilgili bilinen gerçek salgın grafiğinin uzun süre düz çizgi çizemeyeceği, eninde sonunda yukarıya ya da aşağıya ivmelenmesinin kaçınılmaz olacağıdır. Mayıs ayı grafiğimizin de işte tam bu kararsız düzlükte olduğumuzun göstergesi olarak bizlere bir süre daha dikkatle ve disiplin ile ayrıntılı önlemleri uygulayarak devam etmemiz gerektiğini gösterdiğini düşünmekteyiz.
Üç aylık salgın hikâyemizin yol açtığı ekonomik, sosyal ve psikolojik baskının da etkisi ile önlemlerde yapılan değişikliklerin, önlemlerin gevşemesi diye değil düzenlenmesi olarak algılanması konusunda dikkatle ve ısrarla uyarılarımıza devam etmeli, bir yandan üretimi arttırıcı ve kısıtlı da olsa sosyalleşmeye izin veren bununla birlikte salgın kaynaklı gelişen toplumsal depresyonu da düzelten ama aynı zamanda vaka grafiğimizi yukarıya yönlendirmeyecek önlemlerin belli bir disiplin ile hayata geçirilmesi gereği de herkesçe kabul edilmektedir.
Her ne kadar üç ay önce bir pandemi ile karşı karşıya iken zorunluluktan bazı önlemler almış olsak da salgın öncesindeki durumumuzu, elimizdeki coğrafyanın nüfus yoğunluğunu ve bu yoğunluğun odaklandığı alanlarla buralardaki ekonomik yapılanmayı, üretim faktörlerimizi nasıl kullandığımızı, eğitim sistemimizin pratiğini, sağlık alt yapımızı ve geçmişteki uygulama durumumuzu, eğlence hayatımızdan tüketim alanlarımıza kadar her konuyu yeniden gözden geçirmek, yapılandırmak, hem mevcut hem de olası yeni salgınlara, depreme, enfeksiyonlara, olası savaşlara veya toplumsal dalgalanmalara uygun hale getirmek zorundayız. Yine bundan sonrası için de gereği halinde hemen uygulamaya geçebilecek planları şimdiden yapmayı ve bu planları uygulayacak kadroları eğitmeli kısacası geleceğe hazırlanmak gerekliliği de ortaya çıkmıştır.
Bu anlamda yeni süreçte hayatımızı nasıl şekillendireceğimiz, kurum kuruluş ve hayatın her alanındaki uygulamalarımızda basamak basamak ne gibi yeni uygulamalarla hayatımızı şekillendireceğimiz konusunda Bilim Kurulu ve hükümetimize yol gösterici ve katkıda bulunacak uyarılarımızı yapmayı vazife olarak görmekteyiz.
Genel Önlem ve Uyarılar:
Maske:
· Maskelerin halkın ve profesyonellerin kullanımı için olarak ikiye ayrılmalı,
· Ventilli maske satışının sadece profesyonellere yapılması, sokakta kullanımına izin verilmemeli, bu ventillerin filtre olmadığı daha sık hatırlatılmalıdır.
· Satışı yapılan ve dağıtılan tüm maskelerin standartları belirlenmeli, telsiz, ince uygun olmayan malzemeden imal edilmiş maskelerin kullanımına izin verilmemeli, maskelere bu standartlara uyduğuna dair görülebilir kimlik işareti verilmeli,
· Nerelerde maske kullanımının zorunlu olduğu belirlenmeli, buralara girişte buna dair işaretler bulundurulmalı, bir süre daha maskesiz sokağa çıkma yasaklanmalı,
· Diğer taraftan maskelerin kullanımı sırasında azalan oksijen alımı da dikkate alınmalı, yürüyüş gibi aktivitelerin bu ihtiyacı arttırdığı gözetilerek özellikle uzun sağlık yürüyüşlerine ihtiyaç duyan kesimler için maskesiz ama mesafeli yürüyüş alanları belirlenmeli,
· Okullarca verilen uzaktan eğitimlerde, iş yerlerinde, pazar yerleri ve AVM lerde, otobüs, metro ve metrobüslerde, kısaca hayatın her alanında düzenli olarak dijital medya ortamlarında oynatılmak üzere hazırlanan videolarla maske kullanım eğitimleri verilmeli, pratik uyarılar yapılmalı,
· Bu standartlara uymayan durumları kimin nasıl denetleyeceği ve uygunsuzlukları nasıl önleyecekleri belirlenmeli,
· Ekonomik zorluklar da dikkate alınarak keyfi olmayan maske kullanımlarında maskeler ücretsiz temin edilebilmeli (Çalışanlara işverence, kurumlara girişte kurumca, katılımı zorunlu organizasyonlarda düzenleyici tarafından vs.)
· Maske eldiven gibi ürünlerin tek kullanımlık olduğu halde defalarca kullanıldığı pratiğinden hareketle tekrar kullanımın önlenmesine dair önlemler alınmalı, bu ürünlerin kullanıldıktan sonra uygunsuz atılması konusunda da gerekli uyarılar daha sıklaştırılmalı, maske ve eldiven atıkları için çöp kutuları yaygınlaştırılmalı,
· Uygun şekilde atılan her maske için yerine yenisini veren maskematikler gibi bir çözüm üretilmeli,
· Reçete ile maske satışına dair genelgenin ilgili maddesi iptal edilmelidir.
Sosyal Mesafeye Dair : Hayatın her alanında mesafe kuralı tavizsiz uygulanmalıdır.
· Tüm iş yerleri ve iş yerlerinin her alanında metrekare hesabı yapılmalı, bu metrekareye düşen kişi sayısı belirlenmeli ve görünür bir şekilde bu sayı girişlere asılmalı,
· Aktif çalışan sayısı ve iş yeri aktif kullanılan alanı ilgili bakanlığa bildirilmeli,
· İş yerlerinde çalışanlar ve müşterilerin yüz yüze temasını önleyici ayrıntılı mühendislik uygulamaları yapılmalı, kasiyerlerle müşteriler arasında şeffaf bariyerler kullanılmalı, ürün seçimleri gözle yapılmalı, satış reyonlarında yığınlaşmayı önleyici bariyerler konmalı,
· Açık havadaki spor ve yürüme alanları, sahil parkları ve yürüme alanları, kırsal bölgeler, orman alanları gibi bulaşın daha az riskli olduğu ama bedensel, sosyal ve psikolojik rahatlama sağlayacak yerler kullanıma açılmalı, buralarda sadece yürüyüş, bireysel sportif etkinlik, tekli dinlenme gibi faaliyetlere izin verilmeli piknik gibi birlikte yapılan faaliyetlere izin verilmemeli,
· Buralara insan yoğunluğuna izin verilmeyecek bir sayıda kontrollü giriş sağlanmalı, yürüme alanlarına giren kişilerin takip edeceği çizgiler ile birbirlerinin alanına girmesi önlenmelidir.
· Kuyruk oluşan ve sıra beklenilen yerlerde tekli sıra oluşturulmalı, sıradaki kişiler için duracakları yerler işaretlenmeli,
· Hayatın her alanında insanların yüz yüze ve sosyal mesafenin altında karşı karşıya durmalarını önleyici uygulamalara yönelik pratik görseller görülebilecek alanlarda asılmalı ve medyada buna dair eğitim videoları yayınlanmalı,
· Şimdiye kadar sokağa çıkması kısıtlanan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı kişilere verilen kısıtlı sokağa çıkma izni, diğer kesimlerin sokağa çıkmadığı zamanlarda verilmeli.
· Olabilecek her kurum kuruluş randevu ile çalışmaya geçmeli, randevu sisteminin bir medeniyet göstergesi ve zaman tasarrufu olduğu gerçeğiyle ilgili kurumlarda tavizsiz uygulanmalıdır.
· Hastanede takip edilmesi gerekmeyen pozitif vakalar ile yüksek riskli temaslı vakalar yurtlarda, misafirhanelerde karantina tedbirleri alınarak takip edilmeli evde takip ve izolasyona son verilmelidir.
Açılan ve Açılması Muhtemel Diğer Alanlara Dair:
· AVM lerin açılması psikolojik olarak fazladan rahatlama sebebi olabilir, buraların gezmek için uygun yerler olmadığının AVM kullanım pratiğinde de anlatılması sağlanmalı
· AVM lerde kapalı devre klima uygulaması mutlaka denetlenmeli, özellikle sıcak havalarda iç havanın soğutulması yönteminin kullanılmaması sağlanmalı,
· AVM lere girişte yaş kriteri denetlenmeli, sokağa çıkması yasak olan kesimler AVM lere alınmamalı,
· Berber ve kuaförlerde fön makinası kullanımı yasaklanmalı,
· Temassız kart kullanımlarında kasiyerler kartı alarak pos makinasına tutmamalı, müşteri kendisi kullanmalı,
· Her kurum, kuruluş ve mağazanın giriş ve çıkışına dezenfektan konmalı,
· Pazarlarda, kapalı çarşı, iş hanı ve pasajlarda tek yön gidiş kuralı uygulanmalı,
· Sağlık kuruluşları randevusuz işlem yapmamalı, randevu sayısı bekleme alanının genişliğine ve gelen hastaların çıkması sonrası gereken dezenfeksiyon işlemine ve havalandırma zamanına imkân vermeli,
· Açılması halinde camilerde metrekareye uygun cemaate izin verilmeli, her vakit sonrası dezenfeksiyon yapılmalı, girişlere tek kullanımlık seccade örtü olarak kullanılacak rulo bulunmalı ve kullandırılmalı,
· Açılması halinde lokantalarda masalar arası mesafe, masadaki müşteri sayısı dikkatle hesaplanmalı, tek kullanımlık tabak, çatal, kaşık şartı olmalı, çalışanların maskeleri nitelikli olmalı ve doğru kullanılmalı, masada tuzluk, biberlik gibi elle tutulan sürekli kullanılan ürünler bulundurulmamalı,
· Okullar bu sene açılmamalı,
· Futbol müsabakaları ile ilgili karar TFF ye değil Bilim Kurulu’na bırakılmalı,
· İşletmelerde işçilerin ateş ve şikayet takibi düzenli yapılmalı,
· Şehirlerarası seyahatlerde riskli yerlerden çıkışa izin verilmemeli, steril bilinen, yeni vaka görülmeyen illere yalnızca steril illerden seyahate izin verilmeli,
· Kasiyer, müşteri temsilcisi gibi çok sayıda kişiyle karşı karşıya gelen kişilerin nitelikli maske, siperlik veya şeffaf bariyerler kullanması sağlanmalı,
· Hızlı Para dezenfeksiyonu ile ilgili çalışma yapılmalı,
· Barlar, cafeler ve eğlence merkezlerinin açılması şimdilik ertelenmeli,
· İzin verildiği takdirde konserler, cenaze törenleri, taziyeler, düğünler gibi organizasyonlar sınırlı sayıda kişi ve organizasyonun yapıldığı alana uygun biçimlendirme ile yapılmalı. Temas gerektiren uygulamalardan kaçınılmalı.
Aile Sağlığı Merkezlerine Dair :
Kayıtlı nüfus sayısı hızla 2000 li rakamlara indirilmeli, merkez içinde temas azaltılmalı, hizmetin disiplin içinde verilmesi sağlanmalıdır. Bu amacın yerine gelebilmesi için;
· Yerleşim yeri inşaatlarında tefrişatı tamamlanmış aile sağlığı Merkezi projeye dahil olmalı ve yüklenici firma tarafından eksiksiz teslim edilmelidir.
· Belediyelerin yerleşim yeri veya kurumsal hizmetlerin toplandığı binalarına tefrişatı tamamlanmış aile sağlığı merkezi de dahil edilmeli ve ilgili belediye tarafından eksiksiz teslim edilmelidir.
· Binasız aile sağlığı merkezleri açılan kuralara dahil edilmemeli, bu merkezler ilgili müdürlüklerce temin edilmeli ve tefrişatı tamamlanmış olarak kuraya konulmalıdır.
· Özelden kiralık aile sağlığı merkezlerinin kiraları kurumca karşılanmalı, devlet binalarından kira alınmamalıdır.
· Tüm aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları kadroya alınmalı, her birim bu ikiliden oluşmalı, buna dair personel kaydırılmasına imkân veren önlemler açıklanmalıdır.
· Aile Sağlığı Merkezlerinin cari giderleri mecburi fatura ve sarf malzemelerinin içinde bulunduğu bir paketteki enflasyona endeksli olmalı, geçmiş kayıplar karşılanmalıdır.
· Salgın döneminde tıbbi malzeme desteği konusunda çekilen sıkıntı nedeni ile çalışanlarca yapılan masrafın karşılanması ve sözü edilen ek ödemenin aile sağlığı merkezi çalışanlarına da verilmesi sağlanmalıdır.
· Merkezdeki riskleri azaltmak adına iç tebliğlere izin verilmeli ya da Bakanlıkça yeni çalışma düzeni hazırlanmalıdır.
· Bu çalışma düzeninde randevulu çalışma şartı uygulanmalıdır,
· Belli saatlerde poliklinik hizmeti verilmelidir,
· Triaj uygulanmaya devam edilmeli, izlem ve aşılar için ayrı gün ve saatlerin belirlenmeli, bu saatlerde poliklinik hizmeti verilmemelidir.
· Enjeksiyon, pansuman gibi uygulamalar, uygulamanın reçete-order edildiği kurumlarca yapılmalıdır.
· 14 gün boyunca vaka görülmemiş illerde normal poliklinik hizmetlerine dönülmelidir.
· Performans kesintisi son bulmalıdır,
· Virüs yükünü engelleyecek vardiya sistemi ve mesai düzenlemesi konusunda yetki aile sağlığı merkezinde olmalıdır.
· Sağlık raporlarının sayısının ve türünün net olarak kısıtlanması ve algoritmalarında birinci basamağı aşan konuların bulunduğu raporların ilgili kurumlarca verilmesi sağlanmalı, Sağlık Bakanlığınca algoritması belirlenmemiş hiçbir rapor hizmeti aile sağlığı merkezlerince verilememeli, kurumlar bu yönde talepte bulunamamalıdır.
· Esnek mesai kaldırılmalı, sınıflandırma kaldırılmalı ve her 3 birime bir ek personelin istihdamını içeren bir yapılandırmaya geçilmesi, tüm birimlere tavandan ödeme yapılmalıdır,
· 2500 üstü nüfusa ödeme yapılmamalı, bu nüfusa ödenen miktar 4000 nüfusa ödenen ortalama miktara eşit olacak şekilde katsayılar değiştirilmelidir,
· İlk 1000 kişiye kadar yapılan ödemelerin miktarı tercihleri engellemeyecek düzeye çekilmeli,
· Çalışanlara öncelikle antikor testi yapılmalı, hastalığı geçirmemiş olanlara düzenli pcr testi yapılmalıdır,
· Salgın sırasında vefat etmiş çalışanlarımız resmi olarak şehit kabul edilmeli, aileleri mağdur edilmemelidir,
· Salgın nedeniyle izolasyona alınmış ya da hastalığa yakalanmış arkadaşlarımıza tazminat ödenmeli, izinli sayıldıkları sürece karşılaştıkları ücret kayıpları karşılanmalı, yerine görevlendirilenlere görevlendirme ücreti verilmelidir,
· Talep eden ve fiziksel yapısı müsait aile sağlığı merkezlerinde corona sürüntü örneği alabilmeleri sağlanmalıdır,
· Sevk zinciri gündeme gelmeli, sevki yapılan hastanın geri bildirimi sağlanmalıdır.
· İl Sağlık Müdürlükleri, ilçe sağlık müdürlükleri ve hastaneler ile koordinasyon ve bilgi alışverişinin kurumsallaşması sağlanmalıdır.
· Salgının önemini tekrar gündeme getirdiği birinci basamak sağlık hizmetlerinin hak ettiği saygınlığa kavuşabilmesi için gereken düzenlemeler Bakanlıklar ve birinci basamakta örgütlü sivil toplum kuruluşlarınca birlikte çalışılmalıdır.
Aile Sağlığı Merkezlerimizle ilgili olarak, hasta ve temaslılara dair yapılanlar, yapılması gerekenler:
Salgınla karşı karşıya kaldığımız ilk günden beri gündeme getirdiğimiz, bir kısmı uygulamaya girse de bir kısmı eksik kalan ya da uygulamada sıkıntı yaratan durumların da düzeltilmesi gerekmektedir.
· Aile Sağlığı Merkezi Çalışanlarının salgınlardaki konumu, görev, yetki ve sorumlulukları yeniden düzenlenmelidir.
· Teşhis konulan vakalar direk aile hekimine bildirilmelidir.
· Çalışmakta olan temaslı veya teşhis konmuş kişilerin kamu ya da özel sektör fark etmeksizin izinleri idari izin şeklinde düzenlenmeli, ayrıca rapor gerekliliği kaldırılmalıdır.
· Filyasyonla belirlenen vaka temaslıları olan kişiler aile hekimlerine bildirilmelidir.
· Bu kişilerin hiçbir sebeple aile hekimlerine gitmemeleri, şikâyetlerinin artması, değişmesi halinde öncelikle telefonla hekimine ulaşması gerekiyorsa 112 ile hastaneye ulaşımı sağlanmalıdır.
· Temaslıların ve vakaların ilk sağlık raporu (sağlık izni) için teşhisi koyan kurumun epikrizi yeterli olmalıdır. Ayrıca sağlık raporu alınması için kişilerin başka kurumlara gitmesi engellenmelidir.
· Temaslı ya da vakaların kullandıkları ilaçlar ve bunlara dair yan etkiler tedaviyi başlayan kurumca takip edilmelidir.
· Raporlu ilaçları eczanelerce karşılanmalı, bu amaçla sağlık kurumlarının hiçbir şekilde kullanılmaması sağlanmalıdır. Bu konuda özellikle hipertansiyon, astım, hiperlipidemi, diabet gibi hastalıkların tedavilerinde kullanılan ilaçlardan yüzde alınmamalı, bu tür ilaçlar uzun süreli reçetelerle ödenebilmeli, kontrol tarihi reçeteyi düzenleyen hekimce belirlenmeli ve o tarihe kadar gereken ilaç eczanelerce yeni reçete gerekmeden verilebilmelidir.
· Pandemi sonrası artan depresyon ve anksiyetenin tedavisinde kullanacağımız ilaçlar başta olmak üzere tüm ilaçların geri ödemeleri üzerindeki kısıtlamalar kaldırılmalıdır.
· İlaç kodları eczanelerin sistemine düşmeli, hastaya ayrıca kod yazılı kağıt verilmesi önlenmelidir.
· Özellikli izlem listesine düşme koşulları tekrar gözden geçirilmeli, tarama amaçlı test yapılan ve benzeri kişiler bu listelere girmemelidir.
· Teletıp uygulaması kanunlaşmalı, hastaların gereksiz yere kuruma başvurması zorunluluk olmaktan çıkarılmalı, başvurması gerekiyorsa da bunun randevuyla yapılması sağlanmalıdır.
· Aile Hekimlerinin temsilcileri il pandemi kurullarında temsil edilmelidir.
· Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Çalışanlarına da pandemi sürecinde tavan ek ücret ödemesi yapılmalıdır.
· Salgından etkilenen aile hekimliği çalışanlarının ve ailelerinin kolaylıkla hizmet alacağı sağlık kurumları belirlenmelidir.
· Tüm sağlık çalışanlarına düzenli test yapılmalıdır. Özellikle spesivite ve sensivitesi yüksek antikor testlerine kolay ulaşımları sağlanmalıdır.
· Sağlıkta şiddet yasası Türk Ceza Kanununa konmalı, katalog suçlar kapsamına alınmalı, HAGB uygulanmasına izin verilmemelidir.
PAYLAŞ