Çözüm Masada Değil, Sahada Aranmalı

Karşı karşıya olduğumuz onlarca sorun yerinde dururken, her gün onlara bir yenisi  eklenirken, sağlıkta şiddet, yıpranma payı, emeklilik ücretleri ve izinler gibi konularda verilen sözler tutulmamışken, sevk zinciri ve aile hekimlerinin ücret kaybını derinleştirecek nüfus düşürülmesi gibi konular Bakanlığımız tarafından dile getirilmektedir.

Bu konuda aile hekimlerinin temsilcileri olarak açıklama yapma zaruriyetimiz doğmuştur.

Ülkemizdeki sağlık sisteminin merkezine koruyucu hekimlik, onun da temelini oluşturan aile hekimliği yerleştirilmelidir. Vatandaşlarımızın hasta olmalarını engellemek, kronik hastalıkların takip ve tedavi edilmesi, kanser taramaları ve kanserin erken tespiti, sağlıklı beslenme, hareketli yaşamın teşvik edilmesi, kronik hastalıkların birinci basamakta tedavisi ile hastalıkların hayati organlara zarar vermesini önlemek,izlemler, aşılar, eğitimlerle sağlık okuryazarlığını artırmak, bağımlılıkla mücadele koruyucu hekimliğin temel unsurlarındandır. Günümüz sağlık sisteminde Tıpta uzmanlaşmanın doğal sonucu olarak hastalarımıza belli alanlara yoğunlaşarak muayene ediyor ve tedavi etmeye çalışıyoruz. Oysa, aile hekimliğinde hastaya bütüncül yaklaşabiliyor, ona göre tedavimizi planlayabiliyoruz. Bu konuda başarılı olursak halkımızın sağlığı korunacak ve geliştirilecek, sağlık harcamaları azalacak ve ülkemizin ekonomik durumu daha iyiye gidecektir.

Sistemin merkezinde aile hekimliği olması için sevk zinciri olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Lakin pilot uygulama olarak üç ilimizde ve İstanbul’un Silivri İlçesinde başlatılacak sevk zinciri, birinci basamakta çalışan bizlerin görüşleri alınmadan düzgün bir planlama yapılmadan getirilmek istenmektedir.

Medyada yer aldığı gibi Aile Sağlığı Merkezlerinin gece 23.00’a kadar açık kalması söz konusu değildir. Daha önce denenen ve başarısız olan Cumartesi günleri Aile sağlığı merkezlerinde Nöbet tutulması hatasına düşülmemelidir.

Acil Sağlık Hizmetlerinin çok değerli ve zor bir hizmet olduğu, tecrübeli ekipler ve gelişmiş ekipmanlar gerektirdiği bilinmelidir. Bu yüzden ‘mini acil’ adı altında acil sağlık hizmetlerinin Aile Sağlığı Merkezlerinde verilmesi mümkün değildir. Gerçek acil hastaların mağduriyetine, tedavi gecikmelerine belki de hastaların kaybına neden olacak böyle bir uygulama gündeme bile getirilmemelidir.

Aile hekimi başına kayıtlı nüfus şuanda İstanbul için 3700 civarındadır. Kayıtlı nüfusun 2000’e düşürülmesi bizlerin de talebidir. Sevk zincirinin başarılı olması için hastanelerimiz ve burada çalışan sağlık personelleri de sisteme hazır hale getirilmeli, sevk sonrası hekim bilgilendirmeleri ihmal edilmemelidir.

Haberlerde geçen ifadelerle Aile Hekiminden sevk ile gönderilen hastalar için özel hastanelerde hiçbir fark alınmaması mümkün değildir. Devletin aldığı muayene farkları ile özel hastanelerin aldığı farklar birbiriyle karıştırılmamalıdır.

Getirilecek sevk zinciri veya aile hekimliğinin güçlendirilmesinin nedeni ”acillerde oluşan yoğunluk” olmamalıdır. Aile hekimliğinin güçlendirilmesi, sağlık sistemimizin iyiye gitmesi için bir zorunluluktur. Acil Polikliniklere yapılan yıllık 130 Milyon başvuru kabul edilebilir ve sürdürülebilir değildir. Başvuru sayısını azaltmak için politikalar geliştirmek birinci önceliğimiz olmalıdır. Bunun için çalışanların hastalık durumunda iş saatlerinde muayene olması ile ilgili engeller kaldırılmalıdır. Aile hekimliğindeki fiziki şartlar iyileştirilmeli, aile hekimliğinde ve hastanelerde çalışan hekim sayısı arttırılmalı, sağlık okuryazarlığı geliştirilmelidir. Bütün bunlardan sonra gereksiz acil başvurularında hastadan alınan SGK muayene farkı artırılmalı, gerekirse gündüz poliklinik muayenesi tamamen ücretsiz hale getirilmelidir.

Vatandaşlarımızı da mağdur eden, aile hekimliğinde yoğunluğa neden olan gereksiz sağlık raporu alma çılgınlığı sona erdirilmelidir.

Aile hekimliği sisteminde hekim ve aile sağlığı çalışanları sadece hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için çalışabilmeli, şiddetsiz güvenli bir çalışma ortamına kavuşturulmalıdır. Kayıtlı nüfus düşürülmesi sonrası oluşması muhtemel maddi kayıplar engellenmelidir. Hekimlerimiz ve sağlık personelleri yeni sisteme teşvik edilmelidir.

Sağlık Bakanlarımızdan, Başbakanlarımıza, Cumhurbaşkanımıza kadar siyasilerimizin taahhüdü olan Sağlık Çalışanları için yıpranma payı ve emeklilik haklarımızın iyileştirilmesi sözleri yerine getirilmelidir.

Sağlık Bakanımızdan, aile hekimliğinde çalışan hekimlerin ve sağlık personellerinin sesini duymasını ve yeni uygulamalarda önerilerimizin dikkate alınmasını talep ediyoruz.

İSTAHED YÖNETİM KURULU

PAYLAŞ