CUMHURBAŞKANLIĞI’ NDA SAĞLIKTA ŞİDDETİ ANLATTIK

Terör boyutuna ulaşan “sağlıkta şiddet” konusu, Cumhurbaşkanlığı Sağlık Ve Gıda Politika Kurulu tarafından iki ayrı çalıştay halinde ele alındı.

17.10.2019 tarihinde İSTAHED ve AHEF in de başkanlar düzeyinde katıldığı çalıştayda, hazırladığımız sağlıkta şiddetin sebepleri ve çözüm önerileri dosyası kurul üyelerine sunuldu.

Sağlık çalışanlarına uygulanan şiddeti terör olarak tanımladığımız sunumda saptanan rakamların yüksekliğine rağmen gerçeği yansıtmadığı, basit görülen şiddetin kanıksandığı ve vaka-i adliye bile olmadığı, bunun hekimlerin özgür ve bağımsız karar vermesini engellediği, dolayısıyla ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak da geri döndüğü anlatıldı.

Özellikle mevcut mevzuat ve sigorta ödeme koşullarıyla diğer kurum ve kuruluşların hukuksuz taleplerinin vatandaşla hekimi karşı karşıya getirdiği, asıl problemin bu alanda yapılacak düzeltmelerle çözüleceği vurgulandı.

Şiddetin diğer bir sebebi olarak da yönetimsel hatalara vurgu yapıldı, “Özellikle bilgilendirme hattı olarak kurulmuş olan SABİM’ in vatandaş için bir şikayet hattına dönüştüğü ve şiddetin başka bir şekli olarak çalışanlara döndüğü belirtildi.

Sunumun ikinci bölümünde ise özellikle birinci basamakta sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik önerdiğimiz çözümler anlatıldı, buna göre:

“Toplumsal, siyasal ve sosyolojik sebepleri ve onu besleyen damarların doğru tespit edilmesi, bu damarların kurutulması ile şiddetin tamamen bitmesini beklemesek de minimum düzeye çekilmesi mümkün olacağı bu önlemler hayata geçirilip, toplumsal değişim, dönüşüm sağlanana kadar da acil önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemleri alma görevinin yasama ve yürütme organında olduğu hatırlatıldı.

Acil önlemler başlığı altında “TÜRK CEZA KANUNU’NA Sağlık personeline karşı görevi ile ilgili uygulanan suçlar” başlığı ile ayrı bir bölüm eklenmesi gerektiği vurgulandı. “Etkin, caydırıcı, uygulanabilir, cezaların ertelenemediği, paraya çevrilemediği bir sağlıkta şiddet maddesi bulunmalı, tehdit, hakaret ve çeşitli usulsüz taleplerin yapılması konusunda uygulanacak sözel veya fiziki cebir ve baskı ayrı olarak cezalar öngörülmeli, cezanın alt sınırı hakaret ve tehditte 2 yıl, fiziksel şiddette 5 yıl olmalıdır.” Dendi.

Yine acil önlemler başlığında KABAHATLER KANUNU’NA TCK’da karşılığı olan ve sağlık kurumunda hakaret, tehdit ve fiziksel şiddet benzeri suçların dışında kalan ama kurumun huzurunu bozan ya da hastaların aldığı hizmeti engelleyici davranışları yapanlara karşı, ilgili idarenin ya da kolluk birimlerinin para cezası kesebilmelerine olanak tanıyan bir madde eklenmelidir.” önerisi getirildi.

Alınması gereken yapısal önlemler ise şu şekilde sıralandı:

Yürütme organınca hızla hayata geçirilmesi gerekenler;

● Sağlık Raporları Yönergesi bu raporların ürettiği şiddeti engelleyecek düzeyde çıkmamıştır. Hukuki ve yapısal sıkıntılar içermektedir. Bu konuda derhal düzeltmeye gidilmeli, Anayasamızın 17. maddesi, tıbbi deontoloji nizamnamesi ve temel kanunlara uygun bir düzenleme sahanın temsilcileri ile birlikte tekrar hazırlanmalıdır.

● TEK HEKİME BİR KİŞİ HAKKINDA TAM SAĞLIKLIDIR İBARELİ BİR RAPOR DÜZENLEME YETKİSİ VERİLMEMELİDİR.

● İlgili yönetmelikte ayrımına gidilmesi istenen ve ancak uzmanlık alanınca ve/veya özel düzeneklerle tanınabilecek hastalıklar varsa, o raporun o ilgili uzmanlıkça da onaylanması gereği raporun formatına konmalı, ayrıca sevk gerekmemelidir. Sürücü belgesi gibi örnekler heyet raporu haline dönüştürülmelidir.

● Hangi ruhi tanıların, hangi bedeni engellerin ya da hastalıkların hangi meslekleri yapmaya engel olduğuna dair hiç bir algoritma olmadığı halde bu formatta birçok rapor talep edilmektedir. Özellikle devlet memurları kanunu ve avukatlık kanunu gereği talep edilen bu çeşit raporlardandır. Bu formattaki raporların derhal düzenlenmesi gerekmektedir.

● Servis şoförlüğü, kreşler gibi çocuklarla teması gerektiren mesleklere dair çalışabilir raporları titizlikle ve bilimsel gerçeklikle düzenlenebilir hale getirilmelidir. Madde bağımlılığı, kişilik bozuklukları ve psikozlar ve nörozlar ilgili uzmanlıklarca değerlendirilmelidir.

● Yatalak hasta ve hareket kısıtlılığı olan hastaların reçeteleri ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Evde sağlık hizmetleri ile aile hekimlerinin ev ziyaretleri arasındaki fark keskinleştirilmeli, evde sağlık hizmetinin sadece ilgili kurum tarafından verilen ayrı bir hizmet olduğu halka anlatılmalı, yine bu birimlerin ziyaret ettikleri hastaların tedavilerini düzenlemeleri gerektiği ilgili çalışanlara da anlatılmalıdır. Sıklıkla ziyaret sonrası hastalara verilen “hastayı gördüm, reçetesini yazabilirsiniz” ibareli raporların hekimlik uygulamasında yerinin olmadığı evde sağlık birimlerine anlatılmalıdır.

●Sut kısıtlamaları kaldırılmalı, sürekli kullanılan kronik hastalık ilaçlarının reçete edilmesi konusunda gerekli düzenlemeler yapılmalı, hekimlerle bu tür hastalar ve yakınları karşı karşıya getirilmemelidir. Tanıyı koyan hekimin reçetesi sağlık raporu yerine geçmeli, o reçetede kontrol tarihi bulunmalı, o tarihe kadar reçetedeki ilaçlar eczanelerden alınabilmelidir.

● Birinci basamak ekonomik olarak güçlendirilmeli, fiziksel şartları düzeltilmeli, bakanlıkça karşılanmak üzere güvenlik personeli çalıştırılmalıdır.

● Daha kaliteli sağlık sunumu için aile hekimi sayısı artırılmalı, kayıtlı nüfus sayısı hak kaybına neden olmayacak şekilde düşürülmelidir. Boş birimlerin binaları hazırlanıp, sıfır nüfus için tercih edilebilir bir taban ücret ödemesi getirilmelidir. Boş birim görevlendirmelerinde o birime dair tüm cari gider görevlendirilen hekime ya da asm’ye verilmelidir.

● Sağlık okuryazarlığı konusunda harekete geçilmeli, yazılı ve görsel basında, film ve dizilerle haberlerde ve sosyal medyada, sağlık çalışanlarına şiddeti özendirecek, örnek olabilecek görüntüler ve senaryolar yayınlanmamalıdır.

● Emniyet müdürlükleri ve kolluk güçleri ile savcılara sağlıkta şiddet olaylarına yaklaşım ve mevcut mevzuat ile ilgili eğitim verilmelidir. Sağlık çalışanlarının beyaz kod sonrası ifadelerinin alınması için hala karakola davet edildikleri örneklere sıklıkla rastlanmaktadır.

● Karakollarda koordinasyonu sağlayacak kişiler olmalı, asm’lerde acil panik butonu kullanılmalıdır. Ciddi tehditler içeren olaylarda merkezin güvenliği sağlanmalıdır.

● Performansa tabi olan ve olmayan bakanlığın belirlediği işlemlerde vatandaşa sorumluluk verilmelidir. Hekim performanstan kaçınmak için vatandaş peşinde koşturan biri konumuna düşürülmemelidir. Hekim saygınlığına zarar verilmemelidir.

● Asm’lerdeki ASÇ ve yardımcı sağlık personeli eksikleri tamamlanmalı, zaten kadrosu bulunan asç’lerin özelden teminine fırsat verilmeli, bir birimin hekim ve asç’den oluştuğu mevzuat maddesi hayata geçirilmelidir. Personele çalışmaya başlamadan önce gerekli eğitimler idarece verilmelidir.

● Çalışan memnuniyeti anketleri sivil toplum kuruluşları ile birlikte yapılmalı, çalışan anketleriyle idarecilerin de değerlendirilmelerinin sağlanmalıdır.

● 184 iletişim hattı olarak sağlık okur yazarlığına destek olmak için kullanılması, şikayet hattı olarak kullanılmaması, sabimde çalışan kişilere gerekli eğitimler verilmesi gerekmektedir.

● Beyaz kod bildirimi sadeleştirilmeli, 113 ücretsiz olmalıdır.

● Randevulu muayene özendirilmeli, aile sağlığı merkezlerinde poliklinik hizmetleri olabildiğince azaltılmalı, koruyucu hekimliğe ayrılan zaman arttırılmalıdır.

● Aile Hekimliğinin ve genel olarak hekimliğin mantığı ve olması gerekenler halka anlatılmalı, suç kabul edilen taleplerin azaltılmasına yönelik çaba gösterilmelidir. Her hekimin kendi yaptığı işlemden tıbben ve hukuken sorumlu olduğu, başka kurum ve kuruluşlarca verilen tedavilerin-tetkiklerin ve uygulanması istenen müdahalelerin aile hekimlerince uygulanma zorunluluğu olduğu algısı yıkılmalıdır.

İSTAHED Başkanı Dr. Kutbettin Demir ve AHEF Başkanı Dr. Özlem Sezen in sunumları “Halk sağlığı açısından en önemli tehditlerden biri olmaya aday olan “defansif tıp uygulamalarının ülke sağlık sistemini kökten etkileyeceği ve hepimizin sağlığını tehdit edeceği ortadadır, bu gidişatın durdurulması adına: halkımızın kaliteli sağlık hizmeti almasını sağlayan hasta hakları ile hekimlerin özgür ve bağımsızca bilimsel verilerle ve yasalar dahilinde karar verebilmelerini sağlayan hekim hakları tüm vatandaşlarımıza anlatılmalı, genel olarak sağlık çalışanlarının, özelde de aile hekimliği çalışanlarının ve aile hekimlerinin saygınlığı arttırılmalıdır.” sözleri ile son buldu.

Kurul Başkan Vekili Prof. Dr. Serkan Topaloğlu Kurul Çalıştay Raporunun Cumhurbaşkanlığı makamına sunulacağını belirtti.

Cumhurbaşkanlığının değerlendirmesi sonrası acil önlemler paketinin yayınlanmasını bekliyoruz.

PAYLAŞ