Evde Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği Üzerine Bir Değerlendirme

Sağlık Bakanlığı tarafından son zamanlarda yayınlanan “Garip
içeriklere sahip” mevzuatlara yeni bir tanesi eklendi: Sağlık Bakanlığı
ve Bağlı Kuruluşları tarafından evde sağlık hizmetlerinin sunulmasına
dair yönetmelik.

Sağlık Bakanlığı, Toplum Sağlığı Merkezleri
Yönetmeliğinden sonra çıkardığı bu yeni mevzuat ile de birinci basamak
sağlık hizmetlerinde kaosu artıracak bir düzenleme yapmaya çalışıyor.

Aile Hekimliğini sistemin açıklarının kapatan angarya merkezleri haline
getirme taraftarı lobi, bu kez de evde sağlık hizmetlerini içinden
çıkılmaz hale getirmeye çalışıyor.

Şimdi sizlere bu Yönetmeliğin hukuka, mantığa aykırı yanları hakkında bazı bilgiler vermek istiyorum.

1) İdare hukukunun temel prensiplerinden biridir: yönetmelikler
kanuna aykırı hükümler içeremez. Yönetmelikler dayanak aldıkları
kanunların hükümleri hakkında açıklayıcı ve düzenleyici bilgiler içerir.

Bu yönetmelik aile hekimliği sistemi ile ilgili düzenlemeler
yaparken, aile hekimlerine yeni görev tanımları yaparken kendisine
dayanak olarak 5258 sayılı kanunu bile dayanak göster(e)memektedir.
5258 sayılı kanunun dayanak olarak geçmemesinde sebep Yönetmelik
hükümleri ilke kanun çelişmesi için olabilir mi?

2)
Yönetmeliğin neyi hedeflediği ,adından ve amacını açıklayan 1.
Maddesinden anlaşılacağı üzere açıktır :”…bağlı kuruluşları tarafından
sunulacak olan evde sağlık hizmetlerinin teşekkül ettirilmesi, sevk ve
idaresi ile ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonun
sağlanmasına dair usul ve esasları belirlemek…..” tir.

Tabi burada kafa karışıklığına son vermek için “Bağlı kuruluşlar” tanımına bakmak lazım.

Bu tanımın önemi şundan gelmektedir: acaba Aile Hekimliği Birimleri
veya Aile Sağlığı Merkezleri bu yönetmelikte geçen bağlı kuruluşlardan
mıdır?

Sağlık bakanlığı teşkilatı ile aile hekimliği çalışanları farklı statülere tabidir.

Bu da zaten 663 sayılı KHK madde 35/5 açıklanmaktadır :” Bağlı kuruluşların personeli 657 sayılı Kanuna tâbidir”.

Oysa 5258 sayılı kanun :”… 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile
diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki
hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya…”
demektedir.

Başka hiçbir dolambaçlı yola girmeye gerek yoktur. Bu
açıklamalardan, tanımlardan bu Yönetmelikte kastedilen bağlı kuruluşlar
arasında aile hekimliği birimlerinin olmadığı kesindir.

3) Yeni çıkan yönetmelikte tanım yapılırken çaktırmadan aile
hekimlerine ekstra görev verilmeye çalışılmaktadır:” MADDE 5 – (1) Evde
sağlık hizmetleri, Bakanlık ve bağlı kuruluşları bünyesindeki eğitim ve
araştırma hastaneleri, genel hastaneler veya dal hastaneleri, ADSM’ler
ve TSM’ler bünyesinde kurulan birimler ve AHB’ler vasıtası ile
sunulur.”.

Burada hemen 5258 sayılı kanuna bakmak lazım. Kanunda
“…Aile hekimi; kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci
basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş,
cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı
olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici
sağlık hizmeti veren….”

Burada aile hekimleri için aile sağlığı merkezinde ve gezici sağlık hizmeti tanımı yapılmaktadır.

Aile Hekimliği uygulama yönetmeliğinde ise ” madde 4/ğ … evde sağlık hizmetlerinin koordinasyonunu sağlamak…”

Aile hekimliğinin öz mevzuatında koordinasyon görevi verilirken bu
yönetmelikte evde sağlık hizmetinin bizzat uygulayıcısı haline
getirilmeye çalışılmaktadır.

4) Yeni çıkan yönetmelikte
amaçlarında olmamasına, yönetmelik yetkisinde olmadığı halde aile
hekimliği birimleri için görev tanımları yapılmaktadır: “…. Birimler
tarafından evde sağlık hizmet sunumu tamamlanan ve koordinasyon merkezi
tarafından kendisine bildirim yapılan kayıtlı kişiyi, bildirimi takip
eden beş iş günü içerisinde evinde ziyaret eder….”

Bu ziyaret
zorunluluğu hangi kanuni yetkiye göre verilmektedir? Acaba bu maddeyi
yazan bürokrat hiç aile hekimliği yapmış mıdır? Tek çalışan aile hekimi
nedir? Biliyor mudur? Evde ziyaret için ayırılan vakitte nasıl hizmet
sunulacaktır?

5) Madde 5/3 tam trajikomik: “… Evde sağlık
hizmet birimi kurulmayan ilçelerle belde ve köylerdeki evde sağlık
hastalarına, koordinasyon merkezinin yönlendirmesiyle 25/1/2013 tarihli
ve 28539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama
Yönetmeliği ve aile hekimliği uygulamaları ile ilgili diğer mevzuat
gereği evde sağlık hizmetini sunar. ..”

Tam fiyasko bir madde.
Topu taca atmak amacı ile yazılmış, küçük yerlerdeki aile hekimlerine
baskı kurmak amacı ile kurgulanmış.

Her şeyin tanımı yapılmaya çalışılırken burası boş bırakılmış. Nedeni olmayan mevzuata atıf yapılması olabilir mi?

Aile hekimliği uygulama yönetmeliğinde zaten açıkça yazılmış :
koordinasyon yapmak. Bunun dışında tanım var da gizli mi tutuluyor….?

Aile hekimliği uygulamaları ile ilgili diğer mevzuat nedir? Yoksa
illerde yapılan garip uygulamalar artık mevzuat olarak mı kabul
ediliyor?

Sahada oluşabilecek kargaşalardan, mobbing
uygulamalarından, aile hekimliğinden kaçışın artmasından bu tür
maddeleri hazırlayanlar sorumlu tutulmalıdır.

6) Yeni
yönetmelikte MADDE 12 /6 de yine yetki aşımı yapılarak aile hekimlerinin
ödeme usul ve esasları konusunda düzenleme yapılamaya çalışılmaktadır:
“…Aile hekimi, kendisine kayıtlı olan evde sağlık hastasına (zor ulaşım
koşulları, güvenlik ihtiyacı gibi özel durumlar haricinde) kendi
imkânları ile ulaşır…”

Kanun açık : “…aile hekimi belirli bir
mekanda hizmet verir veya gezici hizmet sunar.”. Kamu bu ikisi içinde
masrafları karşılar. Belirli bir mekan için cari gider yardımı yapar.
Vatandaşın kullanımında olan aile sağlığı merkezinin giderleri buradan
karşılanır. Gezici hizmet için de yol masrafları için de ayrıca ödeme
yapar.

Bu madde ile bu yönetmelik yetkisinde olmadığı halde aile hekimliği ile ilgili maddi konularda düzenleme yapmaktadır.

Bu yönetmelikte geçen herkes (aile hekimleri hariç) kamunun imkanları,
araçları ile hizmet sunarken aile hekimlerinden üstüne para harcayarak
hizmet vermesi istenmektedir.

Bu maddeyi yazanlara tekrar şunu sormak lazım: gerçekten hiç aile sağlığı merkezi gördünüz mü?

Kendi imkanlar ile ne demektir. Neden bu yönetmelikte bunun tanımını yapamıyorsunuz?

Hangi mevzuatta “kendi imkanlarının” tanımı yapılmıştır? Siz aile hekimliği emrinde arabaları olan yerler mi zannediyorsunuz?

Aile hekimliği zorunlu donanımı arasında “araç” mı var zannediyorsunuz?

Siz kamu hizmeti verirken kendi araçlarınızı mı kullanıyorsunuz?

Bir aile hekimi sizin zorunlu kılmaya çalıştığınız hizmet sırasında
kaza geçirirse ne yapacaksınız? “Bize ne! Kaza yapmasaydı!” mı
diyeceksiniz? Bu yönetmeliğin gerçek anlamında kapsamında olan 657
yasaya tabi arkadaşlarımız bir kaza anında görevi başında sayılacaktır.
Oysa ki aile hekimleri sayılmayacaktır.

Gezici hizmet yolunda
geçirilen kazalar da bile Sağlık Bakanlığının kılını kıpırdartmadığını
örnekleri ile aile hekimleri çok iyi bilmektedir.

Bu maddenin de aile hekimliği birimine hiç uğramamış biri tarafından yazıldığı o kadar aşikar ki…

Bu masa başı yönetmeliği, Bakanlığın başını çok ağrıtacaktır. Zaten
mahkemeye verileceği ve sonunda önceki benzerleri gibi çoğu hükmünün
iptal edileceği aşikardır. Belki de amaç budur: süre kazanmak.

Peki bu zaman kazanma süresinde yaşanan muhtemel olumsuzluklardan kim sorumlu olacaktır?

Bir çok aile hekimliği bu yönetmelik yüzünden boşalacaktır. İllerde Bir
çok dava açılacaktır. Aile Hekimleri tüm örgütleri ile organize bir
şekilde bu hukuksuz mevzuat ile- diğerleri ile olduğu gibi- mücadele
edecektir.

Son çıkarılan mevzuatlar ile nihai amaç artık kesinleşmiştir : aile hekimliğini bitirilecektir.

Bahane de hazır olacaktır: işler yürümüyor! Aile hekimleri organize mücadele ediyor. Mevzuatlar yargıdan dönüyor. Vb.

Keşke bu kadar dolambaçlı yol kullanılmasa. Aile hekimliğinin fiili
olarak bitirileceği tarih açıklansa. Herkes de ona göre yol haritasını
çizse.

Lütfi TİYEKLİ

PAYLAŞ