İSTANBUL İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜMÜZÜN DİKKATİNİ DİSİPLİN ŞUBE YE ÇEKİYORUZ.

Devletin tüm kurumlarının kendi personellerine karşı müsamahalı olduğu, pozitif ayrımcılık yaptığı, esnek çalışmadan, çalışma düzenine kadar birçok konuda yerel inisiyatiflere izin verdiği bir dönemde genel olarak sağlık çalışanlarının özelde de aile hekimleri bizzat kendi kurumlarınca “idari şiddete” uğramaya devam ediliyor. İstanbul özelinde de bu şiddetin ayyuka çıktığı artık açılan soruşturmaların içeriğinin mizah konusu yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz.

Yıllardır aile hekimlerine hangi saiklerle olduğunu anlamakta zorlandığımız anlamsız soruşturmalar açan, hiç olmayacak konularda inceleme başlatan, savunmaları okumadan, olayın içeriğini umursamadan ceza veren İl sağlık Müdürlüğü Disiplin Şube’si bu eylemlerine hız kesmeden, hatta arttırarak, adeta hekimlerle dalga geçercesine, pandemi döneminde de devam ediyor.

İl Sağlık Müdürlüğü’müzün bu konudaki duyarsızlığını, Disiplin Şubenin, uygulamalarına fütursuzca devam etmesinden anlaşılmaktadır.

En basit, kolayca diyalog ile düzeltilebilecek konuların bile soruşturma konusu ve ceza sebebi olmasını bir kenara bırakıyoruz, açıkça yapılması halinde konusu suç olacak uygulamalarda o uygulama yapılmadığı için, yapılmaması suç olacak konularda ise yapıldığı için cezalarla karşılaşan hekimlerimizin dosyaları, mahkemelerden idareye mahkeme masrafı olarak geri dönmektedir.

Açılan bu absürt soruşturmalar zaman, emek ve maddi kayba sebep olduğu gibi hekimlerin moral motivasyonunu da yok etmekte, mücadelemize açıkça sekte vurmaktadır.
Birkaç örnek vererek somutlaştırırsak Disiplin Şubenin nasıl şirazesinden çıktığını daha net görmek mümkündür.

Örneğin aşı dolaplarımızda ısı takip sistemi için kullandığımız ATS cihazlarını temin etmek ve takmak Müdürlüğünüzün görevidir. Bu cihazları hekim temin etmez, edemez. Hatta, uzun süredir bu cihaz müdürlükte de olmadığı için bazı aile sağlığı merkezlerimiz hala klasik ısıölçerler kullanmaktadır. Oysa bir aile hekimimiz yapılan bir denetimdeki tutanağa istinaden bu cihaz dolabında bulunmadığı için yönetmeliğimizdeki “Aile sağlığı merkezinin tıbbi donanım eksikliğini 10 gün içinde gidermemek” suçuna karşılık gelen 10 ceza puanı ile cezalandırılmıştır. Yani disiplin Şube’sinin ATS cihazını kimin temin edeceğinden haberi yoktur. Açılan soruşturmada verilen ifadede bu husus belirtildiği halde hala konuyla ilgili tavrını devam ettirdiğine göre, Şube verilen ifadeleri de okumamaktadır. Başkaca tek seçenek vardır o da Aile Hekimlerine olan düşmanlıktır.
Soruyoruz: Müdürlüğünüzce temini ve takılması gereken ATS cihazının temin edilmemesi nedeniyle konuyla tamamen alakasız bir hekime ceza puanı veren birime işlem yapılacak mıdır?

 

Başka bir örneğe bakalım:
Pandemi döneminde sağlık kuruluşlarında uyulması gereken kurallar net; Bunlardan biri de bu kurumlara maskesiz girilemeyeceğidir. Bırakın kuruluşa maskesiz girmeyi, sokakta bile maskesiz dolaşmak suçtur. Peki, bir hekim, bir aile hekimi, aile sağlığı merkezine maskesiz giren bir vatandaşı uyarması soruşturmaya tabi tutulabilir mi? Eğer İstanbul da bir aile hekimiyseniz bu soruya “hayır” diyemiyorsunuz. Bir şahıs, Pendik te bir aile hekimimize, aynı zamanda yönetim kurulu üyemiz olan bir hekime, evdeki annesinin adını bile bilmediği ilaçlarını yazdırmak için başvuruyor. İl Sağlık Müdürlüğü Disiplin Şube bu kişinin bu şikâyetini dikkate alıp soruşturma açıyor. Olayın diğer bir tarafı da bu olayla ilgili olarak zaten tutanak tutulmuş, tutanak İl Sağlık Müdürlüğü’ne iletilmiş, beyaz kod verilmiş, kişi aleyhine dava açılmış ve bu davada şahsın suçu sabit bulunmuş ve ceza almıştır.
Soruyoruz: Adli yargı tarafından da suçu sabit bulunmuş bir kişinin “Beni maskem yok diye aile sağlığı merkezine almadılar, evdeki annemin adını bile bilmediğim ilaçlarını aile hekimi benim talebime rağmen yazmadı” denilen bir şikâyet yazısını dikkate alıp hekime soruşturma açmak hekim düşmanlığı değilse nedir? Liyakatsizlik mı?

Disiplin Şube den komedi filmlerine örnek olacak bir soruşturma daha:
İstanbul Bayrampaşa da bir vatandaş köpeğinin tedavisi için gereken kontrole tabi bir ilacı kendi SGK’sı üzerinden aile hekimine yazdırmak istiyor. Buraya kadar her şey normal görünüyor. Vatandaşın bilgisizliği der geçeriz. Böyle bir talebe verilecek yanıt da bellidir. “Biz veteriner değiliz, hayvanların tedavilerini veteriner hekimler yapıyor. Bizler kendimize kayıtlı insanlara sağlık hizmeti veriyoruz” Kaldı ki aile hekimi de benzer bir yanıtla vatandaşın talebini geri çeviriyor. Zira böyle bir talebin yerine getirilmesi halinde görevi kötüye kullanma ve evrakta sahtecilik gibi ağır cezalık bir suç işlenmiş olacaktır. Bu tür bir taleple ilgili olarak ancak espri yapılabilir, ciddiye alınacak bir konu bile değildir. Ne yazık ki İl Sağlık Müdürlüğümüz Disiplin Şubesi bu konudaki şikâyeti de dikkate almış, hekim hakkında soruşturma açmış, incelemeci atamıştır. Şikayet dilekçesine istinaden açılan soruşturmada hekime sorulan soru aynen şöyledir: …… T.C numaralı ….. …… nın İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne vermiş olduğu dilekçesinde” Köpeğine Dramamine yazdırmak istediğinde sizin veteriner değiliz dediğiniz ve …. Ya elinizle çık dediğiniz” iddiası hakkında söyleyecekleriniz nelerdir?
İncelemecinin uyarısına rağmen dosyanın mutlaka işleme alınması gerektiğinde ısrarcı olan İstanbul Sağlık Müdürlüğü Disiplin Şube ye sordukları soruyu tekrar okumalarını öneriyoruz.

Müdürlüğe bağlı çalışan laboratuvar sistemi olan Labim in laboratuvar sonuçlarının geç çıkmasından çıkan sonuçların E-nabıza iletmesine kadar, Bakanlığın temin edemediği aşıların eksikliği nedeniyle eksik kalan aşıların sorumlusu olmaktan, evdeki hastaya işlem yapılmamasına, hatta hekimin tıbbi kanaatlerine kadar onlarca konuda hekimlere soruşturma açan Disiplin Şube’nin bu işlemleri açıkça görevi kötüye kullanmak ve sistemli şekilde aile hekimlerine zorbalık uygulamaktır.

Konuyla ilgili verdiğimiz örneklerin içerikleri daha fazla açıklama yapmamıza gerek olmayacak kadar açıktır.

Devletin ciddiyeti, Bakanlığımızın bürokratik gelenekleri ve verdiğimiz hizmetin önemi dikkate alınarak Disiplin Şube hakkında gerekenleri yapmak öncelikle İl Sağlık Müdürümüz Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na sonra sırası ile Sayın Valimize ve Bakanlığımıza düşmektedir.
Kamuoyunun bilgisine.

İSTANBUL AİLE HEKİMLİĞİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU

PAYLAŞ