MAHKEME: ” AŞILARIN BOZULDUĞUNU İDDİA EDEN İSPATLA YÜKÜMLÜDÜR” DEDİ

Soğuk zincirin kırılmasıyla, idarenin imha kararı alması ve sonrasında da imha kararı verilen aşıların bedellerini o ayın soğuk zincir sorumlusundan tahsil etmek istemesi, Aile Hekimliği sisteminin en can yakan sorunlarından birisi olmaya devam ediyor.
Bu konuda Dernek olarak  hep aynı ilkelerle hareket ettik. Soğuk zincir sorumlularının sorumlulukları ancak mevzuatta verilen yükümlülüklerle sınırlıdır, bunların tümünü yerine getirdiği halde; “Elimizdeki dolapların aşı dolabı olmaması, Ülkemizdeki voltaj sorunları, İklimsel farklar, Mücbir sebepler ve sebebini bile bulamadığımız bir sürü zincir kırılmasında soğuk zincir sorumlusunun yapabileceği pek de bir şey yoktur” dedik. Yani gecenin bir saatinde dolap aniden (-1) dereceye indiğinde, zincir sorumlusu ASM ye giderek dolabın ısısını düzeltip aşıları nakletse ne fark eder? Artık dolap derecesi ( -1 ) olmuş, aşılar bozulmuştur. Tüm önlemler alınmış, dolap düzgün yerleştirilmiş, jeneratör gerektiğinde devreye girmiş dahi olsa o andan sonra yapılanlar aşıları kurtarmayacaktır, imhası gerekir. Bu aşıların bedelinin gecenin o saatinde cebelleşen hekimden alınmasının hiçbir açıklaması yoktur.
Bir başka sorun da, dolap derecesinin mevcut WHO makalelerinde kabul edilebilir sınırlar içinde olduğu, hatta aşının üreticisinin bile “o derecede o kadar zamanda bozulmaz” dediği aralıklardaki imha kararlarında da faturanın yine bizlere kesilmek istenmesidir. Yürürlükteki GBP ye göre, (2-8) derece sınırları dışındaki verileri kırılma kabul etmekte olan idare, (11-12)derecede birkaç dakikalık bir maruziyet sonrasında bile imha kararı verebilmektedir. Bu kararı alırken de hiçbir bilimsel veriye, kanıta ihtiyaç duymamaktadır. Sağlıklı aşı yapılması hedefiyle bu hassasiyet doğru bir hassasiyet olarak savunulabilir belki, ancak bu kararın şüpheliliği tartışma bile götürmez iken, aşıları imha ettirip faturasını soğuk zincir sorumlusuna kesme yoluna gidiliyor ise, orada bizlerin sesi yükselmek zorundadır. Bir dolabın birkaç dakikalığına (12-13) dereceyi görmesi, kullandığımız teknoloji ile pek de engellenebilir bir şey değildir. Bu sebeple Bakanlık buna özel aşı dolapları dağıtımından bahsetmektedir. Yani (12-13) derecelik bir ısının oluşumunda hekimin hiçbir sorumluluğu olmadığı gibi, bu ısılarda aşıların bozulup bozulmadığına da masa başında karar verilmesi doğru değildir. Velev ki böyle bir politika güdülüyor ve bu ısıları gören her aşı imha ediliyor, o zaman da bunları uygulama zaiyatı olarak kabul etmek , bedellerini hekim ve hemşireden değil de kamu bütçesinden karşılamak gerekir.
Soğuk zincir kırılması halinde idarenin:
1. İmhaya gerek duyulacak durum oluştu mu ona bakması gerekir ki bu soğuk zincir kırılmasıdır (dolap ısısının GBP de belirtilen değerlerin dışına çıkması)
2. Bu kırılma gerçekten aşının bozulmasına sebep olmuş bir kırılma mıdır diye sorması gerekir ki bu da; ya aşının laboratuvarda test edilmesi ile olur, ya da aşının “0” dereceyi veya altını gördüğünün ispatlanması ile olur. Bilimsel makalelere ve üreticilere göre (10) derecenin üstündeki durumlarda maruziyetin süresi ve derecesi çarpanlarının durumuna göre aşılar aylarca bozulmadan kalabilmektedir.
3. Soğuk zincirin kırılmasında, “eğer şunu yapmış olsaydı kırılma olmazdı” diyebileceğimiz bir duruma yol açan kişi var mıdır? Yani kırılmaya sebep olan biri var mıdır? Sorularına yanıt vermek gerekmektedir. Bir ASM de tüm önlemler alınmış iken, soğuk zincirin kırılmasından kişileri sorumlu tutmanın mantıklı bir açıklaması yoktur. Soğuk zincir sorumlusu 24 saatini aşı dolabının içinde geçirse bile, bu kırılmanın yaşanması mümkündür. Bizler ancak ısı değişikliklerini fark ettiğimizde önlem almak ve bu değişiklikler sonrasında o aşıların imha edilip edilmeyeceği kararının verilmesine kadar olan sürede kullanılmasını önlemekle görevli olabiliriz. Bunun dışında yapmamız gereken tek şey, mevzuattaki soğuk zincire dair önlemleri almaktır. Bunların tamam olduğu durumlarda gerçekleşen soğuk zincir kırılmalarından sorumlu tutularak kamu zararı ödememiz hukuki değildir.
Kısaca bakış açımızı yansıttığımız bu girişten sonra, Derneğimiz Avukatının müdahil olduğu Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin bu konuyla ilgili verdiği kararın gerekçesi oldukça manidar.
Her ne kadar idare savunmasında, aşıların kullanılması için Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezinden rapor alınması gerektiğini ve bunun da hekimler tarafından yapılması gerektiğini, aksi halde kendilerinin aşıları imha kararı vermesi gerektiğini söylemişse de, Mahkeme aşıların bozulduğu iddiasının idareye ait olduğunu, dolayısı ile idarenin iddiasını ispatla mükellef olduğunu söylemiştir. ”Aşıların bozulduğuna dair elinde kesin kanıtlar olmadan, aşıları imha edip sonra da bedelini tahsil edemezsin” demiştir.

Bu vesile ile tekraren uyarıyoruz:
Bizim soğuk zincir ile ilgili olarak, mevzuatla verilmiş görevlerimizi yaptığımız halde oluşmuş hiçbir soğuk zincir kırılmasından sorumlu tutulmamız ve imha kararı verilen aşıların bedelini ödememiz söz konusu dahi edilemez.
Sağlıklı aşı yapmak temel ve öncelikli hedefimiz ise, aşıların nakli, saklanması ve uygulanması sırasında rol alanlara geniş bir uygulama ve karar verme alanı bırakmak şarttır.
Hepimize örnek olması gerektiğini düşündüğümüz Mahkeme kararını sizlerle paylaşıyor, Hukuk komisyonumuza ve Dernek Avukatımız Gülümser Uğurlu’ya teşekkür ediyoruz.

İSTAHED YÖNETİM KURULU

PAYLAŞ