SAĞLIKTA ŞİDDET GÜNLÜĞÜ

Tekirdağ’da başlıyor gün.

Dişi ağrıyan kadın diş hekimi yerine aile sağlığı merkezine gidiyor. Tedavisini de planlamış kendisi. Bir antibiyotik yaz diyor aile hekimine . Hekim, hekimliğinin sınırlarını aşmıyor, tehditle reçete yazdırılmasına imkan vermiyor. Yapması gerekeni yapıyor ve hastanın diş hekimine sevkini yapıyor. Kafasına koyduğu tedaviyi alamayan hasta Hekimi darp ediyor odasını dağıtıyor. Darp eden bir kadın, darp edilen bir dernek başkanı hekim, o da kadın.

Bakanlık susuyor, biz seyrediyoruz.

Sonra Samsun Bafra’dan geliyor yeni haber.

Acil serviste doktor sara nöbeti geçiren hastaya müdahale ediyor.

Boynunun ağrıdığını iddia eden iki ÖZEL HAREKAT polisi gelip araya giriyor. Öncelik istiyorlar, zorbalık yapıyorlar, ve eli silahlı, joplu, aslında güvenlikten sorumlu bu sağlık teröristleri, hekime “sen misin bize öncelik tanımayan” diyerek saldırıyor, darp ediyor. Polisler Sinop Emniyetinden diye haberler Sinop Valiliğine ulaşmıyor bile. Valiliğin kulakları tıkalı.

Basında hekimin morarmış kolu, kan çanağı gözleri çarşaf çarşaf yayınlanıyor.

İçişleri Bakanlığı susuyor, Sağlık Bakanlığı susuyor, biz seyrediyoruz.

Bitiyor mu? Hayır!

Cuma gününü boş geçmeyen sağlık teröristleri İstanbul Bağcılar’da, Kazım Karabekir Aile Sağlığı Merkezi’nde çıkıyor ortaya.

Merkezin hekimi hastalarına bakıyor odasında. Ve yine sıra almadan, kayıt olmadan, sıradaki hastaları kenara iterek giriyor içeriye medeniyet fakiri bir maganda. Acil talebi evlilik raporu.Hepsi bu.

Hekim yine de nazik, yine de anlayışlı; ” kaydını yaptır sıranı al gel” diyor. Birkaç alıştırıldığımız küfür ve hakaret , bağırış çağırış.

Acil evlilik raporu alamayan maganda bir yerleri arıyor, mağdur olmuş ya, destek çağırıyor.

Yarım saat sonra bir patırtı, nerede o doktor sesleri.

Kapıyı kitleyip arkasına geçen hekimin yardım talebi ulaşıyor bize . Bu arada sesler kısılınca ve kapısı tıklanınca açıyor kapıyı. Karşısında üniformalı polisler. Derin bir nefes alıyor.

“Tamam şimdi zorbayı alıp giderler” diye düşünürken , zorbanın destekçisi çıkıyorlar. “Niye raporu vermiyosun” der gibi hesap sormaya kalkıyorlar.

Kamera kayıtları ve hekimin dirayetli uyarısıyla mecburen hepsi çekip gidiyorlar. Darptan kurtuluyor meslektaşımız, ama yaşadığı stres ona kalıyor.

İç işleri bakanlığı, Valilik görmüyor, duymuyor.

Biz seyrediyoruz.

Uyarmıyoruz, kınamıyoruz, lanetlemiyoruz.

Göze göz, dişe diş demeyi de kendimize yakıştıramıyoruz.

Doktor bulamayacak, tedavi olamayacak çocuklarımıza, gelecek kuşaklarımıza üzülüyoruz.

Bakanlığımız artık karar vermeli: Ülke sağlığına katkıda bulunacak hekimlerle mi çalışmak istiyor, yoksa vatandaşın her isteğini yerine getirecek memurlarla mı?

Sağlık sistemini bu kararı verdikten sonra yeniden dizayn etmenin zamanı geldi geçiyor.

İSTAHED Yönetim Kurulu

PAYLAŞ