SAĞLIKTA ŞİDDET YASASI AMA NE ETKİN NE DE CAYDIRICI !!!

SAĞLIKTA ŞİDDET YASASI AMA NE ETKİN NE DE CAYDIRICI !!!

Yaşadığımız Covid-19 salgını ile sağlık çalışanlarının ne kadar değerli ve önemli olduğu tüm dünyada fark edildi. Ülkemizde de bu salgınla beraber sağlık çalışanlarının bu salgında en öndeki askerler olduğu ve korkusuzca savaşan bu çalışanlara karşı şiddet uygulayanların ciddi yaptırımla karşılaşması gerektiği konusunda toplumsal bir mutabakat oluştu. Bu toplumsal mutabakat tüm kesimler tarafından dile getirildi ve nihayet bu konuda bir yasal düzenleme yapılması noktasına gelindi.

Amaç etkin ve caydırıcı bir yasa çıkarılmasıydı. Bunu sağlamak için de yapılacak değişikliğin Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda olması hem konunun daha ciddiye alındığını göstermesi hem de mahkemelerce verilecek mahkumiyet kararlarında ilk bakılan Kanunlar olması açısından son derece önem arz etmekteydi. Böyle bir salgın ortamında da düzenlemenin bu kanunlarda yapılmasını bekliyordu tüm sağlık çalışanları.

Beklenilen olmadı. Düzenleme talep ettiğimiz Kanunlarda değişikliğe gidilmesi yerine bu kanunlardan biraz daha geri planda olan Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda bir değişiklik teklifi ile gündeme geldi. Buna rağmen özellikle teklifte geçen Ceza Muhakemeleri Kanununun “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” başlıklı 231 inci maddesinin sağlıkta şiddet suçlarında uygulanmayacak olması bizim açımızdan iyi bir gelişmeydi. Paraya çevrilemeyecek diye söylemler olsa da taslakta böyle bir madde yer almıyordu. Yani her türlü hükümle sonuçlanan karar paraya çevrilmediği sürece kişinin doğrudan hapse girmesi anlamına geliyordu. Ancak onaylanan son hali maalesef böyle olmadı ve CMK 231 inci madde ile ilgili kısım tekliften son anda çıkarıldı.

Değişikliğin son hali üzerinden devam edecek olursak;

5237 saylı Türk Ceza Kanununda yer alan kasten yaralama(madde 86), tehdit (madde 106), hakaret( madde 125 ) ve görevi yaptırmamak için direnme ( madde 265) suçlarında

  1. a) ilgili maddelere göre tayin edilecek cezalar yarı oranda arttırılır.

b)Türk Ceza Kanununun 51 nci maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmaz.

Şimdi bu b maddesinden sanki hiçbir hapis cezası ertelenmeyecek, kişiye verilen her türlü hapis cezasında kişi doğrudan hapse girecek gibi anlaşılıyor. Lakin işin doğrusu bu değil ne yazık ki. Ceza Muhakemeleri Kanunu 231. Madde olmasaydı bu dediğimiz doğru olabilirdi ama bu madde var ve halen yürürlükte. İşte ilk teklif taslağındaki b maddesinin devamında yazan CMK 231 nci maddesinin de uygulanmayacağı kısmı kalsaydı hapis cezalarının hemen uygulanması söz konusu olacaktı. Meclise gitti ve ne yazık ki o kısım çıkarılarak yasa tamamen işlevsiz bir hale gelmiş oldu. Biraz daha ayrıntıya girecek olursak;

Bu yasa değişikliğinde sayılan suçların hepsinin alt sınırı 2 yılın altında ve haliyle de CMK 231 nci madde “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” Kapsamında. (CMK 231nci madde: Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.)

Yani siz alt sınırı 2 yılın altında olan bir cezayı yarı oranda arttırsanız da, TCK 51 deki erteleme hükümleri uygulanmaz deseniz de kararı verecek hakim CMK 231 i uygulamak zorunda. Alt sınırı iki yılın altındaki cezalarda Hakim karar vermeden önce sanığa, ‘’Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasını talep ediyor musun?’’ diye sorar, sormak zorunda. Kişi buna ‘’evet’’ diyorsa ve bu konudaki diğer şartları sağlıyorsa ( daha önce kasıtlı bir suç işlememişse, mahkemede iyi hal sergiliyorsa… ) bu hüküm uygulanmaz ve 5 yıl içinde kasıtlı bir suç işlemediği sürece hiç ceza almamış gibi olur.

Bir de değişiklikteki son kısım var ki ona ne desek az kalır. “Şiddet vuku bulduğu sağlık kurum ve kuruluşunda, faile veya yakınına mağdurun verdiği hizmeti verebilecek başka sağlık personeli ve yardımcı sağlık personeli bulunması halinde hizmet ilgili personel tarafından verilir.”

Bu madde neden kondu anlamak mümkün değil. Kişi bizim çalışma arkadaşımıza şiddet uygulayacak, belki ona fiziki zarar verecek, biz o kişiye hizmet vermeye devam etmek zorunda kalacağız. Bu maddede hayatı tehdit eden acil hallerde bu madde uygulanır gibi bir ayrıntı da yok. Yani kişi herhangi bir sağlık raporu almaya geldi ve doktoru da uygun görmedi diyelim. Kişi de buna sinirlenip şiddet uygularsa, diğer hekimler mi verecek bu raporu? Bir madde ancak bu kadar caydırıcılıktan uzak olabilir. Kişi hem şiddet uygulayacak, hem de hiçbir şey olmamış gibi hizmet almaya devam edecek.

Sonuç olarak hiçbir caydırıcılığı olmayan bir şiddet yasası değişikliği daha yapılmış oldu. Kişilere hüküm verilecek, ama bu hüküm hem paraya çevrilebilecek hem de hükmün açıklanması geri bırakılabilecek. Hüküm uygulanmadıktan sonra o hükümleri yarı oranında arttırsan ne olur, arttırmasan ne olur. Üstüne bir de şiddet uygulayan kişiye, ödül verir gibi aynı kurumdaki diğer çalışanlarca hizmet verilmeye devam edilecek.

Böyle bir salgın döneminde sağlık çalışanlarını koruyalım ve morallerini düzeltelim diye bir yola girildi, ama sonuç hüsran ve hayal kırıklığı ile neticelendi.

Gerçekten etkin ve caydırıcı bir yasa çıkana kadar haklı mücadelemize devam edeceğiz ve sonunda elbet bir gün bunu başaracağız.

 

PAYLAŞ