SESSİZ SİYAH ÇIĞLIK YÜRÜYÜŞÜ

02.10.2018 tarihinde, özel bir hastanede görev yapmakta olan  Psikiyatri Uzmanı Dr Fikret Hacıosman görevi başındayken hastasının silahlı saldırısına uğramış, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti.

İSTAHED Yönetim Kurulu, ”Sağlıkta Terör” ün sona ermesi için ETKİN ”Sağlıkta Şiddet Yasası” nın çıkması gerektiğini, bu sebeple 05.10.2018 tarihinde iş bırakma ve İstanbul Tıp Fakültesi önünden İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önüne  ”Sessiz Siyah Çığlık” yürüyüşü yapacaklarını ilan etmiş, tüm meslektaşlarını ve STK’ları bu yürüyüşe davet etmişti.

05.10.2018 tarihinde İstanbul Tıp Fakültesi önünden İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önüne ”Sessiz Siyah Çığlık Yürüyüşü ” yapıldı.

Söylenecek tek bir söz yoktu, tükenmişti tüm sözler, o yüzden adı:  ”Sessiz Siyah Çığlık Yürüyüşü” ydü, zaten taşıdığımız fotoğraflar herşeyi anlatıyordu. İstediğimiz belliydi, ETKİN ”Sağlıkta Şiddet Yasası.”

Ölmekten korkan, bir daha evine ulaşamayacağından korkan sağlık çalışanları çağrıya uyup gelmişti. O kadar içi yanan vardı ki, yürüyüşe katılanların son sırası, kortejin önünden bakıldığında görülmüyordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yürüyüşe bebeğiyle katılan doktor bir anne vardı. O, her şeyden önce bir anneydi ve  bizim gibi sessiz kalamıyor  ”korkuyorum”  diyordu. ”Eve dönememekten, bebeğimi büyümesini görememekten ve çocuğumun annesiz büyümesinden korkuyorum.” O, işe gidip hasta bakıp tedavisini uygulayan  bir doktordu sadece, savaşa katılan biri değildi ki, korkmamalıydı oysa. Huzurlu, güvenli çalışma ortamında görevini yapmak hakkıydı. Kanun düzenleyen bunu düşünmeliydi ve derhal görevini yerine getirmeliydi .Doktor annenin istediği buydu,” yakında değil, hemen şimdi bu sorun çözülmeli” diyordu.

 

 

 

İstanbul’ da görevi başında öldürülen meslektaşlarının acısını yüreğinde hisseden; Kocaeli, Bursa, Hatay, Burdur illerinden de aile hekimleri yürüyüşe ”Öldürülen Biz de Olabilirdik” diyerek katıldılar.

Acısını kapalı dudakları arasına hapsederek sessiz çığlıklar içinde İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi önünden yürümeye başlayan sağlık çalışanları, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ nün önüne geldiler.

Her gün sözlü, fiziksel şiddete maruz kalan sağlık çalışanları tükenmişti. Kafalarına kaldırım taşı yemiş, kurşunlanmış, bıçaklanmış hatta baltayla bile saldırıya uğramışlardı. Bu böyle olmamalıydı, bu şekilde  devam edilemez bu şartlarda çalışılmazdı, çünkü işleri şifa dağıtmaktı ve güvenle işlerini yapmalıydılar. Populist yaklaşımlarla oluşan usulsüz istekler, mesleğini layığıyla yapmaya çalışan meslektaşlarını birer ikişer aralarından alırken, kendiler de her gün mutlaka bir kaç sözlü şiddete maruz kalmanın bıkkınlığını yaşıyorlardı. Her akşam evlerine gittiklerinde, ” bugün de ölmedim, evime gelebildim” diyorlardı. İşte bu yürüyüşte, her gün yaşadıklarını yasa çıkarana anlatmaya çalışıyorladı.

”Sessiz Siyah Çığlık Yürüyüşü” ydü adı, ancak anneleri bile çocuklarıyla yollara döken bu sessiz isyan, hiç kimsenin gözünü kapatıp kulağını tıkayacak türden değildi.

 

 

 

 

 

 

Ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ nün önünde basın açıklaması. Basının yoğun ilgi gösterdiği yürüyüş sonunda yapılan basın açıklamasını, İSTAHED  Yönetim Kurulu adına İSTAHED Genel  Sekreteri  Dr Aslı Öncel yaptı. Talep aslında kısa ve netti; Terör boyutuna ulaşan şiddetten bıkmışlar ve yasa istiyorlardı, hatta yasa maddesi bile çözüm olarak sunuldu:

 

 

 

 

Türk Ceza Kanunu’ na iki madde eklenmelidir;

1- Sağlık çalışanına görevi esnasında ya da görevinden dolayı şiddet uygulayan kişi 2 yıl ila 4 yıl arasında hapis cezası ile yargılanmalı, bu ceza ertelenmemeli,

2- Sağlık sunumunu da engellemiş ise yani diğer vatandaşların sağlık hakkını da gasp etmişse ceza yarı oranda arttırılmalı.

Hepsi  bu..

Basın açıklamasını yapan İSTAHED Genel Sekreteri Dr Aslı Öncel, son olarak: ”Üzerine kan bulaşan bu beyaz önlüğümüzü çıkarıyor ve siyah önlüklerimizi giyiyoruz, etkin sağlıkta şiddet yasası çıkana kadar siyah önlüklerimizle kalacağız. Bu kan bulaşan beyaz önlüğü Sağlık Bakanımıza kargoyla iletiyoruz” diyerek, beyaz önlüğünü çıkararak siyah önlüğünü giydi.

Basın açıklamasının ardından doktorlar, yürüyüşün başından beri ellerinde taşıdıkları, son yıllarda ”Sağlıkta Terör” sonucu hayatlarını kaybeden meslektaşlarının fotoğraflarını, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün önüne bıraktılar. Meslektaşlarının ölümüyle beyaz önlüklerine kan bulaşan hekimler, fotoğraflara kırmızı karanfil bırakarak dağıldılar.

İş bırakma ve yürüyüş eylemimizi destekleyerek katılan; Kocaeli, Bursa, Burdur, Hatay Aile Hekimleri Derneklerine, bulunduklarında ”Sağlıkta Terör Sona Ersin” diyerek iş bırakan ve açıklama yapan derneklerimize, iş bırakarak yürüyüşe katılan tüm meslektaşlarımıza ve sağlık çalışanlarımıza, AHESEN, BD ve TSS Sendikalarına, yürüyüşü başından beri takip edip haber yapmaya çalışan değerli basın mensuplarına teşekkür ederiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

”Sağlıkta Terör Sona Ersin” ,bunun için de ETKİN ve CAYDIRICI ”Sağlıkta Şiddet Yasası” çıkmalıdır.Bu yasa çıkana kadar, beyaz önlüklerimizi çıkarıp siyah önlüklerimizle çalışacağız.

PAYLAŞ