SÖZDE İLETİŞİM HATTI: SABİM ve CİMER ŞİKAYETLERİ

01.01.2004 yılında kurulan Alo 184 Sabim hattının sitesinde amaç olarak şöyle geçiyor,

 

“Kısaca SABİM;

 

Sağlık hizmetlerinin niteliğinden dolayı etkili bir iletişim sürecinin zorunlu olduğunun bilinciyle

 

—Sağlık hizmetlerini planlayıp yönetenleri

 

—Sağlık hizmetlerini sunanları

 

—Sağlık hizmetlerinden yararlananları

 

Uzlaşımsal bir platforma taşımak suretiyle sağlık sisteminde etkili iletişim sağlamayı amaçlamaktadır.”

 

Amaç etkin iletişim, Sonuç etkin Şikayet !

 

Nerdeyse her gün sosyal medyadan veya başka kanallardan akla mantığa sığmayan Sabim ve Cimer şikayetlerine istinaden, ilçe sağlık müdürlükleri tarafından yetkisiz bir şekilde  “savunma” talep edildiğini görüyoruz. Yetkisiz istenen bu savunmalar için gün de veriliyor, kimi üç, kimi beş, kimi yedi gün süre veriyor. Hadi yedi gün alıştığımız bir süre de üç, beş nerden çıktı anlamak zor. Mevcut mevzuat hükümleri doğrultusunda ilçe sağlık müdürlüklerinin aile hekimliği çalışanlarından herhangi bir bilgi-belge veya savunma isteme yetkisi bulunmamaktadır. Öncelikle bunu bilmemiz gerekiyor.

Şikayetlere gelirsek,  birçoğu zaten evlere şenlik. Rapor istedim vermedi diyen mi ararsın, annemin  babamın ilacını yazmadı diyen mi, doktordan su istedim vermedi diyen mi …

Hadi anladık, vatandaş talebi yerine gelmeyince arar bunları söyler de, bu şikayetleri işleme alıp doktordan “savunma” talep etmek ne hukukla bağdaşıyor ne de mantıkla.

Pek tabi vatandaşlarımız aldığı sağlık hizmetinde aksaklık olduğunu düşünebilir ve bu durumu şikayet etmek de en doğal hakkıdır. Ancak bunun bir kuralı, yolu yordamı var.

Aile Hekimliği Çalışanları her türlü hukuki süreçte diğer kamu personeli olarak değerlendirilir ve buna göre işlem tesis edilir. Şikayet konusunda da yine bu kurallar geçerlidir. Şikayetler konusundaki kurallara yani mevzuata bakacak olursak;

 

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerin Yargılanması  Hakkında  Kanun

Madde 4

Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2004-5232/2 md.) Bu Kanuna göre;

memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikâyetlerin

  • soyut ve genel nitelikte olmaması,
  • ihbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmesi,
  • iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması,
  • ihbar veya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması

ZORUNLUDUR.

Değişik dördüncü fıkra: 17/7/2004-5232/2 md.) Üçüncü fıkradaki şartları taşımayan ihbar ve şikâyetler Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum, ihbar veya şikâyette bulunana bildirilir. Ancak iddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz. Başsavcılar ve yetkili merciler ihbarcı veya şikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmak zorundadır

 

Yani bu Kanun maddelerinden şu anlam çıkıyor ;

 

Aile Sağlığı çalışanları ile ilgili şikayeti olan kişi telefonundan 184 ü arayarak şikayet edemez, etse de bu geçerli bir şikayet olarak işleme konulamaz. Şikayeti olan kişi,  adını  soyadını ve ikamet adresini doğru olarak yazıp imzaladığı şikayet dilekçesini idareye ileterek ancak resmi olarak şikayet etmiş sayılmaktadır. Yazılan bilgilerin doğru olması da bir zorunluluktur. Aksi takdirde yine bu şikayet işleme alınamaz. Sadece şikayete konu durumla ilgili kişinin elinde ciddi belgeler varsa, o zaman dilekçedeki kişisel bilgilerin doğruluğu araştırılmaz. Hali hazırda bu kurallara uyulmadığı aşikar olup kanuna aykırı hareket edilmektedir.

Peki; Kanuna aykırı, birçoğu tamamen keyfi istekleri yerine getirilmediği için yapılan bu şikayetlere karşı bizim tutumumuz ne olmalı ?

Kanunsuz şikayet gerçek bir şikayet değildir ve ne idare tarafından ne de bizim tarafımızdan bu şikayetler işleme alınmamalı ve yok hükmünde değerlendirilmelidir.

Sabim ve Cimer kanalı ile gelen bu şikayetler sonucu istenen “ savunma”lara cevap vermek bu kanunsuz şikayetleri meşru kılmakta ve aynı şekilde şikayetlerin ve “savunma” taleplerinin  devamına yol açmaktadır.

Biz İSTAHED olarak işleme alınmaya muktedir her şikayette soruşturma açılmasını ve ön incelemeci atanarak olayın ayrıntılarının ilgili kişilerden alınan ifadelerle ortaya konulmasını talep ediyoruz.

Ön incelemecilerin ifade davetleri konusunda da haklarımızı bilelim. Öncelikle ifade vermeniz bir zorunluluk değil size verilen bir haktır. Kendinizi daha rahat ifade etmeniz  ve olayın daha net anlaşılarak doğru sonuçlanması amaçlanmıştır. İfade için başka bir yere davet ediliyorsanız ve gitmeyi düşünüyorsanız size gelen yazıdaki tarih ve saate uymak zorunda değilsiniz. O tarih size uygun değilse size uygun bir güne ve saate erteleme hakkınız vardır. Ancak bu süre ön incelemecinin kuruma raporunu vermesi için otuz günlük  süresi olduğu bilinerek çok da ertelenmemelidir. Ayrıca yazılı ifade talebinde de bulunabilirsiniz. Sonuçta ifade için kurumdan ayrıldığınız süre zarfında yerinize hiçbir hekim vekalet etmemektedir ve bu durum hasta mağduriyetine sebep olmaktadır. İfadeye davet yazısı geldiğinde hem tebellüğ kağıdına şerh düşerek hem de müdürlüğe dilekçe ile “ ifade için kurumdan ayrılmanız durumunda resmi olarak  yerinize vekalet edecek kimsenin olmaması nedeniyle hastaların mağduriyet yaşamaması için soruşturma ile ilgili tüm evrakların tarafınıza  gönderilmesini ve ifadenizi  avukatınıza danışarak yazılı olarak vermek istediğinizi “ belirtebilirsiniz. Bu ifade sonrası öncelemeci soruşturma ile ilgili raporunu idareye sunar.

İdare,  öninceleme raporunu da değerlendirerek konu ile ilgili kişiden son savunmasını talep eder ve ceza verilecekse eğer mevzuata uygun cezayı kişiye verir. Sonrasında kişi itiraz eder,  sonuç alamazsa dava açıp hakkını mahkemede arayabilir.

Şikayet eğer kanuna uygun ve soruşturulmaya değer bir şikayetse yukarıda bahsettiğim soruşturma süreci, usule uygun olarak işletilmelidir. Aksi takdirde diğer  türlü yapılan tüm şikayetler işleme dahi alınmamalıdır. Kanun maddesi açıktır ve eğer burası bir hukuk devleti ise bu kanunlara herkes uymak zorundadır.

Sonuç olarak diyeceğimiz şudur ;

Kanunlara uyalım uymayanları uyaralım !!!

İSTAHED Yönetim Kurulu Üyesi ve İSTAHED Hukuk Genel Sekreteri Sercan Ahmet Uluç

 

 

PAYLAŞ