YENİ ÖDEME YÖNETMELİĞİ Mİ GELİYOR?

19 Mart 2019

2017 Yılıydı,
İstanbul’ da Aile Hekimliği Uygulamasının 7. yılını yaşıyorduk. O günlerde bir söylenti dolaşmaya başlamıştı, hatta bir taslak olarak yeni yönetmelik sahaya yayılmıştı:
“ Aile hekimliğinde ücret ödemelerinde tavan nüfus 3500 e düşürülecek”
deniyordu.
O zamanlar henüz bu kadar boş birim açılmamış, tıp fakültelerinden bu kadar çok mezun verilmemişti. Yani fiilen nüfusların düşmesi imkansızdı ve nüfuslarımız fiilen düşmeden ücret kesintisi yapılacaktı. Bunun üzerine bir yazı kaleme almış ve demiştik ki:
“Sağlık Bakanlığı’nın yayınlamaya hazırladığı yeni yönetmelik, aile hekimlerine 4000 nüfus olan ödeme üst sınırını 3500 nüfusa indirmektedir. İstanbul’da ise ortalamalar yıllardır 4000’ lerin üstünde ve yeni düzenleme ile 2 milyon kişiye aile hekimlerinin ücretsiz olarak bakması istenecek.” (2017 İSTAHED YK)

Evet, o zamanlar 4000 in altında çok az birim olması nedeniyle mevcut durumu bu şekilde özetlemiştik. Şimdi fiili durum biraz değişti tabi ki, her ne kadar bizler defalarca kayıtlı nüfusların düşürülmesi gerektiğini, ancak bu sayede birinci basamağın poliklinik yükünden kurtulup asıl işine ağırlık verebileceğini söyleyip, nüfusların bu şekilde düşürülmesi ile ilgili beklentilerimizi de yazdıysak da, şimdi yeniden hem mevcut durumu anlatmanın, hem de olası bir değişiklikle ilgili fikirlerimizi güncellemenin tam zamanıdır diye düşünüyorum..
Sahada neler oluyor özetleyerek bakalım dersek, yüzlerce madde yazmak mümkün ama konuyla ilgili olanlara bir göz atalım mı?
* Ülkemiz coğrafyasında nüfus yoğunluğu dolayısı ile birim başına düşen nüfus sayıları iller arasında, aynı ildeki ilçeler, hatta aynı ilçedeki mahalleler arasında bile ciddi farklara sahip. 2000’li rakamlarda olan birimler olduğu gibi, 5000 nüfuslu birimlerde de hizmet vermeye çalışılıyor.
* Özellikle büyükşehirlerde plansız programsız açılan yeni ASM’ ler ya boş kalıyor, ya da mevcut dengesizliği daha da alt üst ediyor.
* Kayıtlı nüfusun önemli bir bölümü aile hekimlerinden hizmet alma ihtiyacı hissetmiyor, gebelik ve bebek aşıları için bile sadece özel sektörden hizmet alıyor, dolayısıyla aile hekimlerinin kayıtlı nüfus sayısı kaç olursa olsun bu nüfusun tamamına dokunması mümkün görünmüyor.
* Kayıtlı nüfusa verilmeyen sorumluluk hekimlere yükleniyor, kendisine hiç uğramayan kişilerin aşılarını, kanser taramalarını,15-49’ larını yapması bekleniyor.
* Özel sektör de, bu hizmeti verirken bizlerin uymak zorunda olduğu hiçbir kurala uymuyor, Bakanlığın takvimlerini uygulamıyor.
* “Sanal ASM’ ler” olarak adlandırılan sorunumuza eklenen, “Kamunun yaptırdığı ASM’ ler” sorunu da mevzuat eksikliği nedeniyle, önümüzdeki dönemde kargaşanın odağında yer almak üzere bekliyor. Bu ASM’ lerdeki tefrişat, bu tefrişatın gelecekteki mülkiyet durumu , bu ASM’ lerin sınıflandırma durumları gibi bir çok sorun, muamma olarak görmezden geliniyor.
* Bir yandan tarama testleri, kronik hastalıklar, aşı ve izlemler denirken, diğer taraftan randevusuz olarak hatta öğlen tatili, ya da kurum dışı mesai saatinde gelmiş dolayısıyla muayene olamamış kişilerin şikayeti ile soruşturma açılarak , hekimlere asıl olanın poliklinik hizmeti olduğu baskısı hatırlatılıyor.
* Hastanın gelmemesi, ya da özel hastaneden alınan hizmetinin zamanı kaynaklı sebeplerle yapılamayan, ya da belirtilen zaman aralığına uymayan zamanda yapılan işlemlerde bile, akıl dışı performans kesintileri sadece şekilci yaklaşım gösteren bir anlayışla yapılıyor, neredeyse itiraz formlarında kullanılan kalemin rengi nedeniyle bile itirazlar ret ediliyor.
* Kaşının üstünde gözün var diyerek soruşturmalar açılıyor, incelemeciler hiçbir hukuki kurala uymadan, kanıtsız, belgesiz kanaat raporu sunuyor ve disiplin şubeler bu raporların dışında dosya içeriğine hiç teveccüh göstermeden cezalar yazıyor, valilik bunları onaylıyor. Hekimler, kendi Bakanlığı ile mahkemelik olmayı rutinlerine alıyor.
* İlçe sağlık müdürlüklerinde çalışan personelin BİLE Aile Hekimlerinin disiplin amiri gibi hareket ettiği, telefonla emirler verdiği, hesap sorar gibi bir iletişim kurduğu, kendi görevi olan istatistikleri bile yapmayıp bunu Aile Hekimlerinin üstüne yıkmaya çalıştığı görülüyor.
Bir kısmını buraya aldığımız bu konuların abartıldığını düşünenler elbette olacaktır, ne var ki bunlar sahadaki gerçeklerin sadece konumuzla ilişkili olanlarıdır.

“MESELA BUGÜN, BU ÜLKEDE, BİR AİLE SAĞLIĞI MERKEZİNDE, BİR HEKİMİN ODASINDAKİ DERECENİN PİLİ BİTMİŞ, HASTANIN ATEŞİ HEMŞİRE ODASINDA ÖLÇÜLMÜŞ, BUNDAN RAHATSIZ OLAN HASTANIN ŞİKAYETİ ÜZERİNE DENETİM EKİPLERİ SUÇLUYU ENSELEMEK ADINA BASKINA GELEBİLMİŞTİR. SUÇLU PİLLERİN VE AİLE HEKİMİNİN AKIBETİ BİLİNMEMEKTEDİR.”

Tüm bu absürt durumun ortasına şimdi de ödemelerde tavan nüfusun düşürülmesi saçmalığı, bomba gibi düşecek görünüyor.

Biz elbette etkin işe yarar bir yönetmelik ile, gerçekten kendisine dokunabileceğimiz 1500- 2000 nüfusa hizmet vermek, onların tüm erken tanılarını yakalamak, taramalarını, diyetlerini, egzersizlerini kısacası sağlıklı yaşam için gereken argümanlarını planlamayı can-ı gönülden istiyoruz. Bu talebimizi de sürekli tekrar ediyoruz, ama karşımıza çıkan şeyin de bizim talebimizle ilgili olmadığını biliyoruz.
Katsayılarda hiçbir değişiklik yapılmadan
Kayıtlı nüfusun Aile Hekimliğini öncelikli kullanması zorunluluk haline getirilmeden, hatta özendirilmeden
Mevcut nüfuslarda denge sağlanmadan,
Yayınlanacak bir yönetmelikle tavan nüfus ödeme sayısını değiştirmek, cebimizdeki paraya göz dikmektir.
Hele ki bu ücreti “kronik hastalık takiplerinizi şu kadar oranda yaparsanız yine alırsınız” demek aklımızla dalga geçmektir, hukuki değildir, ahlaki değildir, etik değildir.

Nüfuslarımızı düşürün elbette, ama kalan nüfusun bizlere taramaları ve izlemleri için gelmesini sağlayın, özel hastanelerde yapılan işlem verilerinin sisteme işlenmesini başarın, hasta memnuniyeti adı altındaki müşteri anlayışını kenara koyup, poliklinik hizmetlerinin planını bizlere bırakın, düşen nüfusa uygun katsayılarla mevcut durumun gerisine düşen bir ücrete izin vermeyin, ondan sonra sizinle oturup daha sağlıklı toplumu nasıl kurarız birlikte konuşalım, bizler de kronik hastalık komplikasyonlarının tedavileri için delinen sağlık bütçesini toparlayalım.

Bunları yapmadan söylenecek her söz boştur, yapılacağı söylenen her uygulama havada kalmaya mecburdur.
Sıcak bir yaz bizi bekliyor, küresel ısınmanın ülkemizdeki etkisi değil bu. Hekimlerini ve birinci basamağı hor gören, onun değerini anlamayan, gelecek perspektifi olmayan bir sağlık anlayışının bu sorunları çözmesini umut etmek ne kadar doğru bilemiyorum ama, bu yazın sıcak bir yaz olacağı ortada.
Talebimiz açık, bir kez olsun yüzümüzü güldüren hepimizin kabul edebileceği, çalışanı da düşünen ve mutlu eden bir düzenleme, bir kez olsun bunu deneyin. Kafanızdaki sağlık verilerine zorla ulaşamazsınız, ulaştığınız başarılar sanal olur, geçici olur. Gelin bir kereliğine bu alışkanlığınızı değiştirin.

Ve sevgili arkadaşlar;
Hazır olalım, birbirimizle konuşalım anlatalım, elini cebimize sokan, yeni angaryalarla bizlerin sırtında yük olan, sabah işimize asık suratla gitmemize neden olan, tüm gelecek planlarımızı bir kenara bıraktım, günlük ihtiyaçlarımızı bile zor karşılamamıza sebep olabilecek bir oldu bittiye karşı, bu yaza şimdiden hazırlıklı olmalıyız.
Kimsenin cebimize elini sokmasına izin vermemeliyiz.

İSTAHED Yönetim Kurulu Üyesi Dr Mustafa TAMUR

PAYLAŞ